Puan vermedi·176 syf.····Okunma: 01 Şubat 2020 21:19 Wells bu kitabında da bilim kurguda ne kadar usta olduğunu gösteriyor, yazılalı yüzyıldan fazla olmuş ama kitap zamanını aşmış ve konusu günümüzde bile hâlâ ilgi çekici. Hayvanlar üzerinde deneyler hastalıklara çare bulmak gibi amaçlarla hep yapılıyor ve özellikle genetik bilimi geliştikçe bilim insanlarının canlıların genetiğiyle oynama, değiştirme isteği günden güne artıyor. Zaten yediğimiz meyve ve sebzelerin çoğu hepimizin bildiği gibi üzerinde oynanmış. Kim bilebilir, hayvanlar üzerinde yapılan deneyler nasıl?
Bu kitap da hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin olası sonuçları üzerinde durmuş. Doktor Moreau, tanrı rolünü oynayarak hayvanları insanlara dönüştürmeye çalışırken bu deneylerin zavallı hayvanlar için ne kadar acı verici olduğu açıkça anlaşılıyor ( bu ilişki Tanrı- insan ilişkisine mi benziyor biraz acaba?). Günümüzde daha çok bakteri gibi tek hücreli canlılar kullanılarak gen aktarımı yapılmaya çalışılsa da her zaman bu deneylerin beklenmedik sonuçlar doğurabilme olasılığı vardır. Peki bir de kitabımızda olduğu gibi hayvanlar üzerinde yapılsa? Ya da insanlar? Ve bunların şu an yapılmadığını nerden biliyoruz? Bunların ortaya çıkaracağı sonuçlar, tahmin edemeyebileceğimiz ve geri dönülmez tarzda olabilir. Ve deneklerin çektiği acının yanında kontrolsüzce yapılan bu deneyler sonumuz olabilir. Bu tarz bilim kurgu kitapları bilimin sınırlarını zorlarken aslında bu gibi gerçekleri gözler önüne seriyor.
Kitap bir de insanların da aslında ne kadar hayvanlara benzediğini ortaya koymuş. İnsanların çoğu içgüdüsü hayvanlarla ortaktır: Barınma, beslenme, korunma, cinsel içgüdüleri gibi. Biz hayvanlardan farklı olarak aklımızla bu içgüdülerimizi farklı alanlara yönlendirebiliyoruz ama bu onları yok ettiğimiz anlamına gelmiyor. İnsanlar da avının peşine takılmış bir hayvan gibi bir amaç uğruna kolayca acımazsızlaşabilir, kendimizi bu tarz durumlarda “hayvanlaşmak” tabiriyle açıklıyoruz aslında. Bunu da kendimizi hayvanlardan üstün tutarak ve onları aşağılayarak yapıyoruz. Tabi ki biz insanlar hayvanlardan daha üstün bir zekaya ve akla sahibiz ,ama bu bizi onlardan çok da farklı yapmaz. İnsan, hayvanları aşağılarken aynada da kendisine de bir bakmalı, kendiyle yüzleşebilmeli.
Kitap, benim aklıma bu çeşitli düşünceleri getirmesiyle de bende bir iz bıraktı açıkçası. Bilim kurgu kitapları bir de klasik olunca hem akıcı konusuyla hem de içinde barındırdığı farklı yönlere çekilebilen anlamlarıyla da kişi üzerinde etkisi büyük oluyor. Doktor Moreau’nun Adası, kısa ama öz bir kitap, gerçekten okunmaya değer...