10/10
·348 syf.··
Beğendi
·
2020 19. kitabı
Mülksüzler, okununca hayat değiştiren kitaplardan biri. Ama bendeki etkisi biraz farklı olmuştur. Mülksüzler'i bitirince hayatımdan emin oldum. Bu yüzden bendeki yeri -biliyorum paradoksal görünüyor- öğretmek ve ufuk açmakla birlikte daha çok huzurumu temin eden dogmatik bir metin gibi. Kutsal neredeyse... Peki rahmetlik Ursula annemiz Mülksüzler'de ne mi anlatıyor? Hikâyenin geçtiği Urras ve Anarres gezegenleri, romanın kaleme alındığı 70'lerin iki kutuplu dünyasına bir gönderme. USA ve USSR çağrışımı bariz. Baş kahraman Şevek, (belki bu da Brecht'in Şvayk'ı) memleketi Anarres'in başarılmış, kotarılmış, ideal düzeninin nasıl yozlaştığını acıyla tecrübe etmiş bir bilimadamıdır. Devrimin bekçileri hiç bir şey bulamasalar bu defa bekçiliğin kendisini mülk haline getirmiştir. En ufak itirazında hicrete mecbur edilir. Hem de fanatik bir tecrit ve toplu nefret dalgası eşliğinde... Hangi gelişmişlikte olursa olsun dışa kapalılığa yönelen "yerli ve milli" toplumun bireyi nasıl boğduğunu görüyorsunuz. Fakat Şevek, can havliyle vardığı Urras'ta da mutlu olamaz. Orada da, memleketinin geçmişte kurtulduğu sömürü düzeninin nihaî bir versiyonuyla karşılaşır. Bir tarafta fanatik yoksul gururu içeriye pazarlayarak bir arada tutulan sovyet/doğu bloğu, öbür tarafta vahşiliğiyle övünen kapitalizm... Le Guin'in kasten yaptığını iddia etmiyorum ama ben Şevek'te ve yolculuğunda tersinden -ama vuslata eren- bir Nâzım hikâyesi buldum. Bununla birlikte, her ciddi bilimkurgu eserde karşımıza çıkan felsefi sorular, sosyolojik sorunlar ve politik yansıtmalar Mülksüzlerin ana omurgasını oluşturuyor. Bilimkurgu'nun mübarek annesi Le Guin huzurla uyusun.
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
·
4 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.