·216 syf.····Okunma: 30 Ocak 2016 09:48 Kitap son dönemde sosyal medyada yazıları dikkatimi çeken Ülkücü hareketin yeni nesil yazarlarına sorulan belirli sorular ve cevaplardan oluşmakta. Yeni nesil dendiğine bakmamak lazım, aslında şu anda Ülkücü veya milliyetçi camiada düşünüp üretme yaşında olan yazarlar. Doğum tarihleri 1970 ile 1990 arasında değişmekte. Aradaki bu yaş farklı yazarların sorulara verdiği cevaplara çok net yansımaktadır. Yaşı biraz daha genç olanlar daha tez canlı önerilerde bulunmuş daha keskin ayrılıkları yazmışlar. (Tabi hepsinin her konu için cevabı böyledir demiyorum.) Örneğin bu ayrılıklardan beni en çok rahatsız eden kısmı Türkçülük konusunda yapılandır. Türkçülüğü Ülkücülükten ayrı görme ve farklı bölüntü olduğu iddiasına sahip arkadaş beni şaşırtmıştır. Türkçülük, ülkücülüğün temelidir. Üzerine çıkılan binanın en önemli taşıyıcısıdır. Ayrıca yaşı genç olan arkadaşlarımızın farklı kelime ve uzun/ağdalı cümle kurma hevesini hiç anlayamadım. Birçok akademik yayın ve yüzlerce kitap okumuş bir birey olarak bazı cümleleri iki üç kere okumak zorunda kaldım. Aslında Milliyetçi ideolojiyi oluşturan düşünürlerin kitaplarına baktığınızda mümkün mertebe kısa cümleler göze çarpar. Bence böyle yazılmasında ayrıca bir fayda vardır.
Sorun tespitleri doğru, cevaplarda farklılıklar var ancak bana yaşça büyük olan isimlerin verdiği cevaplar daha doğru geldi. Sorunların çözümünün daha basit olduğuna inanıyorum. Bu nedenle verilen bazı cevapları 20. YY başında Anadolu sorunlarına İstanbul’dan hiç çıkmamış aydınların verdiği cevaplara benzettim. Ayrıca kitapta bazı yazarların belirttiği gibi Ülkücülüğün yeni eskisi değil bir zincirin son halkası olma benzetmesi bana da daha uygun geldi.
Yine de önemli bir eser. Vakti geldi, artık dirilme yani insanlarımızı vahşi kapitalizm hipnozundan kurtararak, biz diyebilecek varlığına hakim millet bilincinde hale getirmek için Milliyetçilik hakkında daha çok fedakarlık yapmak gerekiyor.