Merhaba Sevgili Dostlar,
Serenad ile ilgili konuşmanın vakti geldi. Livaneli'nin edebi dili en güzel olan kitabı diyerek başlamak istiyorum. Yalın ve akıcı diline alışık olduğumuz yazar, bu eserde şeytanın bacağını bir tık kırmış ve edebi yönü diğer romanlarına göre daha kuvvetli bir eser ortaya koymuş. 1.şahıs anlatıcı (Maya) tarafından aktarıldığı için akıcı ve olaylara hemen dahil olabileceğiniz bir kitap.Konu ilerledikçe dil Tarihi olayların başlamasıyla şekilleniyor ve yazım biçiminin, (kahramanların etkisiyle) edebi yönü güçleniyor.
Konusu ve kurgusu çok sağlam ve hakkının verilmesi gereken cinsten. Tarihi bir romanda olası gereken o gıdayı alabileceğiniz ve Livaneli'nin bakış açısını kolaylıkla yakalayacağınız bir kitap. Ana karakterlerden Maya'yı tanıtırken, kadının toplum içindeki yerine, kadın sorunlarına ışık tutması ve bunu gözünüzün içine sokarak değilde, günlük hadiselerin içine serpiştirmesi güzel dip notlardı.
Hitler'in Nazi Almanya'sından kaçıp Türkiye'ye gelen ve İstanbul'da bir hukuk profesörü olarak hocalık yapan Maximillian Wagner'in yıllar sonra Türkiye'ye tekrar gelmesiyle başlayan olaylar ve geçmişin (savaş,ayrılık, ölüm) sırlarının ortaya çıkması. Struma, Mavi Alay , Yahudi ve Ermeni olaylarının yakıcılığı. Yakın geçmişin arka yüzünü ince ince konunun içine işlenmesi ile kitabın etkinliğinin arşa ulaşması. Gerçek anlamda sevdiğim bir kitap oldu.
Maximillian Wagner ve onun gibi Türkiye'ye sığınan diğer Profesörlerin ülkemizdeki üniversitelerde fakültelerin temelini atmaları sanırım bu olay içerisinde en yüzümü güldüren kısımdı. Kitabın sonunun yine Gerçeküstücülük kuramıyla sonlandırılmaya çalışılması zorlama ve gereksiz olmuş. Tek sevmediğim nokta sonuydu.
Profesör Max için birşeyler söylemek istiyorum, Violin ile yaptığı Serenad, bunun için Km.lerce yol gelmesi ve ölmeden vedalaşmak istemesi inanıLmaz etkiliyor insanı. Bir acı, bir ayrılık ancak bu kadar güzel ölümsüzleştirilebilinirdi.