10/10
·595 syf.··
2020 6. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2020 03:18
(Spoiler içermektedir) Tarihsel kişiliklerle ilgili yazdığı biyografik romanlarını zaten bildiğimiz Stefan Zweig, Marie Antainette’in yaşamöyküsünü psikolojik tahlillerle ustalıkla ele alıyor. Avusturya Habsburg ve Fransa Bourbon hanedanlıklarının arasında siyasi bir evlilik olur ve Habsburg Kraliçesi Marie Theresia’nın biricik kızı Arşidüşes Marie Antoinette, Bourbonların veliaht prensi 16.Louis Capet ile evlendirilir. Marie Antoinette henüz 15 yaşındadır ve kaderi ona bir yol çizmiştir çoktan. Bu yolculuk ona Fransa Kraliçesi olmayı bahşedecektir fakat kendisinin de arzu ettiği gibi mutlu mesut bir yaşamı değil, zaman da gösterecek ki bu yolculuk önce kocası 16. Louis’i çok geçmeden de kendi bedenini bıçak altına atacak, giyotine götürecektir. Aşırılıkları ve müsriflikleriyle tanınan kraliçe Versailles ile yetinmez, kendine Trianon’da bir saray daha yaptırır. Ve bu nedenle kısa zamanda Fransa’da kötü bir üne kavuşur. Annesi Marie Theresia kızını iyi tanımaktadır ve gelecek olan felaketi iyi sezmektedir. Bu dünyadan göçüp gidene kadar her fırsatta bu uçarı, zevk düşkünü fakat tamamen iyi niyetli olan kızını gaflet uykusundan uyandırmak için elinden geleni yapar fakat bir türlü muvaffak olamaz. Marie Antoinette aslında ne kutsal bir varlık ne de sanıldığı gibi uçarı bi kadındır. O gayet sıradan vasat denilebilecek bugün benzerlerinin hayatımızda olduğu birçok kadınla aynı duyguları aynı acıları paylaşır. Fakat ne kadar vasat olursanız olun ne kadar sakin bir hayat ararsanız arayın bazen kaderiniz istediklerinizi size vermez. Çünkü o size bambaşka bir rol biçmiştir bile ve bu durumda size sadece rolünüzü oynamak kalır. Marie Antoinette’in eleştirilecek çok yönü vardır elbette... fakat bu onun giyotine gitmesini gerektirecek kadar büyük şeyler değildir. O sadece şansız bir zamana, şansız bir döneme denk gelmiştir. Devrime... Devrim artık kaynamaya başlamıştır ve önüne geçecek her şeyi yok edecektir. 1789’da İhtilal gerçekleşmiştir. Cumhuriyetin önündeki en büyük engeli ortadan kaldırmak, yok etmek gerekecektir. Bundan dolayı bırakın kralı ve ailesini, ona yardım eden gönül veren herkesin ortadan kaldırılması gerekir ki cumhuriyet tehdit altında olmasın. Ve terör dönemi olarak anılacaktır bu dönem. Kana susamış bir devrim, susuzluğunu binlerce insanı yok ederek giderecektir. Marie Antoinette’in ne kahraman olmak gibi bir derdi ne de politik hırsları vardır. O sadece kendi küçük dünyasına çocuklarıyla beraber düşünmeden sessiz sakin bir hayat sürmek istemektedir. Fakat o görünmez el onu isteklerinin dışında tutup, onu tam da her şeyin ortasına itmiştir. Hayatının son dönemini, Temple yıllarını başı dik, öyle gururlu ve onurlu geçirir ki planlandığı gibi devrimin yüceleştirilmesine katkı sağlamak yerine Fransa’nın son kraliçesin, bu zavallı anneyi devleştirir. Devrim ona adeta altın tepside bir kahramanlık verir.
Marie AntoinetteStefan Zweig · Can Yayınları · 20171,213 okunma
·
29 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.