Merhabalaarr! Anthony Burgess tarafından yazılmış Otomatik Portakal kitabıyla karşınızdayım! Yazar 40 yaşlarındayken beyninde bir tümör olduğunu ve bir sene ömrünün kaldığını öğrenmiştir ve bu bir sene içinde 5 tane kitap yazarak şöhretini arttırmıştır. Daha sonrasında teşhisinin yanlış olduğunu öğrenen yazar yine de yazmayı bırakmamış ve hayatına yazar olarak devam etmiştir.
.
.
.
Kitapla ilgili düşüncelerime gelecek olursak; kitap Alex isimli baş karakterin ağzından aktarılıyor. İlk başta kitabı okurken rahatsız olmanız mümkün çünkü kitapta çok fazla argo kelime var ve psikolojik bir baskı hissediyorsunuz. Fakat biraz ilerledikten sonra kitap çok akıcı bir şekilde ilerliyor ve sizi olayların içine çekiyor.
.
.
.
Baş kahramanımız Alex ve çetesi geceleri dışarı çıkıp bir çok pislik yapıyorlar. Tecavüz, şiddet, uyuşturucu, hırsızlık... ve kahramanımız bunları gayet normal olaylarmış gibi bir çok argo kelimeyle anlatıyor. İlerleyen süreçlerde Alex bir kadını öldürmekten dolayı hapise giriyor ve kitaba adını veren olaylar bu olaydan sonra yaşanıyor. Devlet böylesine kötü insanları iyi yapma ve ülkesine faydalı hale getirmek amacıyla çeşitli yöntemler (işkenceler) kullanarak makineleştirmeye yani otomatikleştirmeye yönelmektedir. Başlarda Alex'e sinir oldum fakat sonlara doğru ona yapılan bu otomatikleştirme çabaları beni gerçekten ona acımaya itti ve ilginç bir sonla kitabı bitirdim.
.
.
.
'Yazarımız Burgess, kitabına ilişkin olarak "tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum" demiştir.'