·520 syf.····Okunma: 14 Şubat 2020 22:10 Ahhh be Martin, keşke London'un o muhteşem yaratıcı beyninde dönüp duran bir kurgu değil de gerçek bir insan olsaydın ve seninle oturup konuşabilseydik. O kadar güzel, edepli ve öğrenmeye aç bir karaktersin ki kitabı okurken bende çok daha fazla kitap okuma, öğrenme isteği uyandırdın. Bana imkansız diye bir şeyin olmadığını ve bir hayalim varsa çok çalışarak onu gerçekleştirebileceğimi öğrettin.
Ayrıca koşullar değiştiğinde insanların ne kadar çıkarcı ve iki yüzlü olabileceğini ve çıkarları uğruna kendi değer ve yargılarını nasıl göz ardı edebileceğini de.
Senin etrafındaki insanlara uyum sağlamanı ama kendini bir yere ait hissetmemeni o kadar iyi anlıyorum ki... İnsanın kendi ve toplum içindeki kabul görmeyişi ve bunun oluşturduğu sancı... Bu dünyada insanın canını bu kadar yakan daha az şey vardır. "Ama ben böyleyim, diyordun insanoğlunun ne idüğü belirsiz değer ve yargılarına göre kendi zevklerimi değiştirecek değilim. Eğer bir şeyi sevmemişsem, sevmemişimdir; bu kadar. Türdeşlerimin çoğunluğunun o şeyi beğenmiş olması, benim de beğenmek zorunda olduğum anlamına gelmiyor. Sevdiğim ya da sevmediğim şeylerde modayı takip edemem." O kadar haklıydın ki... Ve ben bu sözlerini günümüz insanlarına o kadar haykırmak istiyorum ki!
Martinle konuşmam bittiğine göre kitap hakkında birkaç kelam edebilirim sanırım :))
Jack London'la tanışmam açısından mükemmel bir kitaptı. Bambaşka bir yaşantıyı, karakter tipini tanıdım. En son Yaşar Kemal'in Ince Memedini bu kadar içselleştirmiştim. Ve Martin Eden, kitap bitmiş olabilir ama sen her zaman aklımın bir ucunda kalbimin bir köşesinde olacaksın.
Böylelikle ilk inceleme'msi' yazımın sonuna gelmiş bulunmaktayız. Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim:))