Kitap Yorumu | Jane Eyre
Şu sıralar şanslıyım ki az ve yavaş okusam da okuduğum kitaplar hep içimi sıcacık yapan çok sevdiğim kitaplar oldu
Jane Eyre çok küçük yaşta anne babasını sonrasında da velayetinde olduğu dayısını kaybeden bir yetimdir. Onu yengesi Mrs. Reed 10 yaşına kadar büyük bir sevgiyle(!) büyütür, daha sonra da yatılı okula gönderir ve Jane Eyre’in hayattaki serüveni başlar. Yatılı okulda 10 yıl geçirdikten sonra bir eve mürebbiye olarak gider ve burda daha önce tatmadığı birçok duyguyu tadar.
Bu kitabı Eylül ayında 15 gün kadar elimde tek bir sayfa bile okumadan süründürdükten sonra pes edip ertelemeye karar vermiştim. Daha sonra tatil başlayınca canım buram buram Victoria Dönemi okumak çekti, bu vesileyle de Jane Eyre’e başladım. İyi ki de başlamışım. Kitabı çok uzun sürede okumuş olsam da bu benimle alakalı bir problemdi. Dili, çevirisi oldukça akıcıydı.
Kitabın ilk başları özellikle de Jane’in Mrs. Reed’in evinde olduğu kısımlar biraz sıkıcıydı diyebilirim. Jane yapılan muamele ve o önyargılar sinirlerimi oynattı. Fakat Jane’in sonunda yatıla okula gitmesiyle o önyargıların kırıldı kısımlar başladı ve ferahladım. Ordaki edindiği arkadaşlıklar ve kendini geliştirme süreci beni mutlu etti.
Daha sonra kitabın bence asıl güzel kısmı olan Jane’in mürebbiyelik dönemi başladı ve Thornfield Malikanesi’ne geldi. Bu evde yaşadığı her duygu çok güzel bir şekilde yansıtılmıştı bence, daha doğru tam Jane Eyre’in karakterini yansıtıyordu her şey. O evdeki Mr. Rochester gerçekten gönlümü fetheden bir karakter oldu.
Kitabın ilerleyen kısımlarında Jane’in farklı bir yere taşınmasıyla kitaba birçok yeni karakter girdi ki bir tanesi bence kitaptaki en sevimsiz karakterdi; St. John. Hayata bakış şekli ve düşünceleri bir yandan kutsal olsa da bana göre gereksiz bir boyutta ketum davranıyordu. Jane’in ona beslediği hayranlığa da sinir oldum. Sonlara doğru olaylar artık tatlı bir hüzünle devam ediyordu. Yaşanan tüm gizemler çözülüp buruk bir mutlulukla bitiyordu kitap. Aşırı yükselmeye ve beğeniye sebep olabilecek bir son değildi ama beni mutlu etti.
Kitap hakkında değinmem gereken en önemli konuyu atlamışım! Jane Eyre özellikle de yazıldığı dönem göz önüne alındığında kadınların toplumsal hayatta karşılaştıkları problemlerle olan mücadelesini çok iyi yansıtıyor. Jane o döneme rağmen bile gayet dik başlı ve hakkını savunmaktan çekinmeyen bir kadın. Bu yüzden çocukluğunda bile günahkar olarak görülüyor ama ne olursa olsun bu özelliği değişmiyor. Her zaman kadın ve erkeğin eşitliğini ve adaletini savunuyor. O dönemde böyle güçlü bir kadın karakter yazabilmek de harika bence.
Umarım yorumumu beğenmişsinizdir ve size faydası olmuştur, hepinize keyifli okumalar dilerim