·484 syf.····Okunma: 19 Şubat 2020 09:38 · Önce kitap için bi kaç yorum yapıp sonra bende bıraktığı müthiş etkilere değinmek istiyorum.
Kitap 484 sayfa olmasına rağmen akıcılığı, sıkmayan dili ve müthiş içeriğiyle su gibi akıp gidiyor. Türkiye, İngiltere, Rusya, Almanya ve Romanya gibi bi çok devlet hakkında tarihsel bilgiler içeriyor. Bu tarihsel bilgilerin içinde aşk o kadar kutsal, o kadar güzel ki burada geçen her duyguyu kalbinizin derinliğinde hissediyorsunuz. Nazi dönemi Almanyasında yaşanan zorluklar, etkilenen binlerce insan ve hala etkisinde olan yüzlerce insanın halinden anlayabileceğiniz hikayelerle karşılaşıyorsunuz. Aşkı, umudu, acıyı bir arada tekrar tekrar yaşıyorsunuz.
Gelelim bendeki etkilerine, bir alıntıyla başlayayım:
"Bir kız çocuğunun büyümesi ne zaman biter acaba? İlk adet gördüğünde mi, 18 yaşını doldurunca mı, evlenince mi, saçına ilk ak düşünce mi? Bence hiç biri değil. Bir kız çocuğu büyümez, kaç yaşına gelirse gelsin asla büyümüş gibi hissetmez kendini."
Tıpkı böyle, büyümüyoruz, büyüdüğümüzü sanıyoruz. Büyüdüğümüzü sanarken bi çok şey yaşıyoruz, bi çok anı ekliyoruz hayatımıza, bi çok şey siliyoruz hayatımızdan.
Kitabı okurken o kadar farklı karakterlere büründüm ki, hayatıma ekleyeceğim şeyler arasına sığdırdım bunları. Ben de Maya oldum, Nadia, Ayşe, Samahat, bazen Max hatta cüce ailesinden herhangi biri. Aşkı hissettim, sevgiyi, acıyı, umudu hissettim. Bana hissettirdiği tüm bu hislerle bazı kısımlarında gözyaşı döktüğüm bile oldu. Yazmaya devam etsem satırlarca yazarım ama ufak bi alıntıyla bitirmek istiyorum:
''Burası özel bir mezarlıktır. Buraya gömülen insanlar mezar taşlarının üstüne gerçek yaşlarını değil, hayatta mutlu oldukları günleri yazarlar. Kimi 21 gün mutlu olmuş, kimi 37 gün, 52'yi geçen çıkmadı daha.''
Sizin mezar taşınızda kaç gün yazıcak? 52'yi geçer mi dersiniz?