Gönderi

Bu kitabın sayfalarını gururla karalıyorum. Çünkü bu hikâyenin kahramanı bir Ressam veya çalıştığı sahnede seyirlicilerini şehvetten çıldırtan bir dansöz değildir. Pis kokulu bir meyhanede veya bir mangalın kenarında duman sütunlarını göğe yükselten bir şair değildir.piyer luisin yarattığı oyunculardan da değildir.... evet yüksek mahpus duvarlarının ardında ve Vahşi Cellatlarının bakışları altında gururla söylenen bir şiir, bir mangalın kenarında esrar dumanları altında veya içki dağıtılan bir masanın etrafında güftesi bağlanan şiirden daha güzeldir ve şairinin şerefi daha yücedir. Hollywoodan ilham alan kokuşmuş aşk hikayelerinin, kapri adasında ki dünyanın her yerinden erkekleri şehvetle kendine çağıran işlevi ve tatlı esirler olan kadınlarında değildir. Her sabah süt banyosunda uyuyan yumuşak tenli ve mermer vücutlu, baldırları ve memeleri şehvetle titreyen, ve yüzlerce yazara şöhret kazandırmış olan bir yıldızında değildir...bu hikâyenin kahramanı mağrur bir çölün oğludur. Sıkıntı ve yoksulluğun az geldiği, göğün bile merhametli göz yaşlarını üzerine gönderdiği, mağrur Bir çölün oğludur. Öyle mağrur bir çölün oğludur ki çağlar boyu sahillerinde oturduğu hâlde, susuzluğunu gidermek için denize baş eymemiştir. Buğday tenli ve güneş yaniğıdır onun teni. Çölün sıkıntıları ince ve uzun boynunu bükmüştúr. Zayıf göğüs kemiklerinden erkeklik ve dayanıklılık okunur. Bakışları çölün kızgın güneşini yansıtan iki Arslan Gözlüdür.... Bu hikaye ıssız çölde yaşayan kabilenin arasında kopan şiddetli bir rüzgarın macerasidır...gıffardan birinin macerasıdır.... Ali şeriatı.
1 alıntı·
4 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.