Aşk merhale merhale katedilmesi elzem bir yolculuk; yol uzun ve meşakkatli. Şöyle ki yola revan olanın kârı kamil bir mertebeye vasıl olabilmek esasında. Değil mi ki aşk yolun ta kendisi sırrınca...
Uçmak için kanat gerek, doymak için yemek gerek, yanmak için kıvılcım gerek, olmak için ölmek gerek ve en önemlisi varmak için prangalardan âzad olmak gerek...
Sabır aşıkların hem yakıtı hem yangını... Sabır ki kökü mazide meyveleri istikbalde...
Bazen değil çoğu zaman kişiye düşen sabretmektir belki de. Her işi acele olanın yaptığı iş, iş midir acep? Öyle olsa idi yaratırdı büyük Sanatkâr kâinatı bir çırpıda...
Aşk için beklemeli, aşk için ölmeli aşk için olmalı... Amma aşka gücü yoksa düşmemeli yollara...
Hangi kelime, hangi cümle Hz.Yûsuf' u vasfedebilir? İffet kavramı dahi acziyet içerisinde... Peki ya Züleyha, sabrın belki de Hz Eyüp' ten sonraki varisi hükmünde.
Bütün masivadan sıyrılıp gerçek aşkı görünce mükâfatı hem yitirdiği malı mülkü, güzel cemali ve en önemlisi her yolun kendisine çıktığı Hz. Yûsuf...
Son söz mü? Bütün şeraitler oluştuğunda dahi sana ait olmayana iltimas etmeyip sabırla aşkla beklemenin meyvesi onu helalinden almaktır hiç şüphesiz.