·240 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Şubat 2020 21:52 #ŞubatAyındaNeOkuyorum
#okudumbitti
#kitapyorumum
#MandalinMasalı
İsmail Alaca
Yazarımızın okuduğum ikinci kitabıydı. Akıcı ve masalsı anlatımı, etkileyici kurgusuyla çok beğendiğim bir kitap oldu.
Konusuna gelince
Demet ve Aysun iki yakın öğretmen arkadaştır. İkisi de İzmir Selçuk'a atanırlar. Sefa ve Hakan ile öğretmenler evinde bir öğretmen vasıtasıyla tanışırlar. Sefa ile Demet bu tanışmadan sonra daha sık buluşup görüşürler. Bir süre sonra birbirlerine karşı bir şeyler hissetmeye başlarlar.Sefa ona bir kedi hediye eder. Hep beraber İzmir'in tarihi yerlerini gezerler.Sefa Demet,Sefa'nın babasının olmadığını ve annesinin de kanser hastası olduğunu öğrenir.Tabi bu duruma çok üzülür. Annesinin yanında büyüdüğü için annesi ne derse kabul edip onu üzmemeye çalışır. Artık sevgili olmuşlardı. Bir gün gezerlerken soğuk havaya rağmen çiçek açmış bir ağaç görürler. Sefa toplamak için yanaşınca bir ses onu durdurur. Üstü başı kir içinde ayyaş bir adamdan gelir bu ses.Bu adamın ismi Arpa'dır.Arpa, çiçeklerin mandalinaya dönüşeceğini anlatır.Ama bunun da bir mitolojik hikâyesi vardır Hikayeyi anlatır ve onlara Ocak ayında gelmelerini söyler. Zamanı geldiğinde giderler ve güzel kokulu mandalinalardan verir Arpa. Zamanla aşkın yerini annesinin isteğine verir Sefa. Ve komşu kızıyla evlenir. Yıllar sonra Demet, tayin ister Bursa'ya. Aynı şehirde nefes alan iki kalbi karşılaştırır kader. İkisinin de çocuğunun adı Denizdir. Çocuklarıyla birlikte mutlu biten bir masal yazarlar…
#Alıntılar
“Bazen kaderimizden kaçmak isteriz ama anlarız ki, kaderimizin yolunda sadece varyantlar içinde dönüp durmuşuz ve yine en sonunda kaderimize çıkar yolumuz."
… o kadar aşk acısı çektikten sonra mutlu son da olsa insan üzülüyor.
Hayatımın en özgür günlerini yaşıyorum.
İnsanın sevdiği şeylerin zamanla sevdikleriyle değerlenmesi güzel olmalı.
Evet iyi bilirim. Bir kutu kibriti yakıp yakıp kibrit alevlerinde hayallere daldığın günleri iyi hatırlıyorum.
Arpa hala olanların ellerinde duran mandalinaları görünce kafasını geriye doğru çekerek gözlerini kıstı ve "Neden yemiyorsunuz, Artemis'in gözyaşları olduğu için mi yoksa?" diye sordu.
Hatırlamak istediği şey, unutmak istediği bir şey miydi?
İçinden,,'Ben yavaş yavaş ölüyorum ama o tohumlar, yeni başlangıçlar, yeni umutlar demek' diye geçirdi.
Demek ağlayarak öldü ha! Bilir misin, ağlamak insanı rahatlatır. Şanslımış, rahat bir şekilde ölmüş.
O farkında olmasa da kaderinin başladığı yere gitti ve geldi. Eğer kaderinizde olsaydı karşılaşır ve tanışırdınız.
Mutlu başladı ve mutlu sonla bitti mandalin masalı, aynı masallardaki gibi.
Kaderinizdeki varyantlara girmekten korkmayın. Nasıl olsa zamanı geldiğinde kaderin size çizdiği yola tekrar döneceksiniz…