Gönderi

Mutlaka!
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2020 17:04
1893 yılının Fransa’sında müthiş bir vizyonla yazılmış, sanki günümüzü anlatıyor gibi hissettiren nadide bir kitap! Kitap, içerisinde 5 ayrı bölüme (kendisi kitap olarak ifade etmiş) ayrılmış: 1. Kitap: İrade meselesine girişi konu ediniyor. Mücadele edeceğimiz düşmanın “isteksizlik” olduğu ve bunu nasıl alt edebileceğimiz hakkında çok isabetli tespitler bulunuyor. Bazı insanların iradenin yönetilemeyeceğine dair olan söylemlerine yer verilmiş, bunun için de belli açıklamalar getirmiştir. 2. Kitap: Kitabın bence bel kemiğini oluşturuyor. Kişiye Özel Tavsiyeler adı altında mücadele edilecek diğer düşmanlara değinilmiş. Bunlar; şehvet, kötü arkadaşlar, tembellik yapmak için uydurduğumuz bahaneler. Son bölümde ise tüm bunların üstesinden geldikten sonra ya da üstesinden gelebilmemiz için çalışmanın nasıl bir mutluluk verdiğiyle ilgili sürekli alıntılar yapılarak düşüncelerini sağlam temellere oturtmaya çalışmış ve birçoğumuzu ikna edebilecek savlarda bulunmuştur. Bu bölümden sevdiğim bir alıntıya yer vermek gerekirse, “... (bir kişi gençlik yıllarında kendini geliştirir de tembellik etmezse) yıllar geçmiş olsa bile mutluluk kaynağı tükenmez. Bilime, edebiyata, doğaya, hümanizme olan ilgisi azalmaz. Quinet’in dediği gibi: ‘Yaşlılık geldiğinde insanların bahsettiğinden daha sempatik buldum. Gençliğimden daha huzurlu, daha rahat... Oysaki bana bahsedilen karanlık, soğuk, dar, karamsar bir yaşlılık idi. Ben ise hiç olmadığım kadar geniş ufuklara sahip oldum. Her şey gözümde daha net. Hiçbir şeye değişmem bugünümü!’ Zihnen çalışan bir insanın genelde mesut bir hayatı vardır. Tembelin sandığı ‘hayat bir hayalden ibarettir.’ fikrini aklımızdan kovar.” (s.74-75). 3. Kitap: Çevrenin önemi üzerinde durmaktadır. Toplumsal desteğin, öğretim görevlilerinin ve büyük üstadların bizi irade yönetimi konusunda ne düzeyde etkileyebileceğini vurgular. Burada ülkemizdeki eğitim sisteminden bolca izler bulacaksınız ve benim gibi inanamayacaksınız. İşte tam da burası sanki yaşayan birinin günümüzü görüp de eleştiri yaptığını düşündüğüm yer. Burada da şu söz beni özellikle etkiledi: “Eğitim sistemimizin en belirgin yanlışlarından biri öğrenciye öğrenmeyi öğreteceğine bilgi yüklemesidir. Bir diğer ifadeyle öğrenciye yüzmeyi öğreteceklerine can simidi veriyorlar.” (s.80) 4. Kitap: İç kaynaklarımıza yönelmemizi ele alıyor. Bunların tefekkür ve harekete geçmekle mümkün olduğunu örnek ve alıntılarla destekliyor. Bunlara ek olarak özellikle beden sağlığı konusunu da derinden inceliyor. Yediklerimize dikkat etmeden irade kontrolü çok zor anlayacağınız. 5. Kitap ise iradenin psikolojik boyutu üzerinde durmuş. Düşüncelerin ve duygusal hâllerin irade terbiyesindeki rolü hakkında aktardıkları insanı gerçekten derinden etkiliyor. Her şeyin aklımızın kontrolüyle mümkün olabileceğine sizi inandırıyor ve bu şekilde kitabı sonlandırıyor. Son söz bölümünde de birtakım önerilerini görmekteyiz. “Yüzyılımızda hedefimizi dış dünyaya ayırdık. (...) Dış dünyayı keşfederken iç dünyamızdan olduk. Asıl önemli olan mutluluk kaynağımız zihnî mutlulukları bir kenara bıraktık. Çözümü çok basit! İlkokuldan itibaren çocuğa iradesine hâkim olmayı sağlayan ahlakî değerlerin verilmesi şarttır. Henüz ahlakî değerleri olmayan çocuğa birtakım kurallar öğretilmeye çalışılır; özgür irade teorisiyle çocuk özgür yetişsin diye de tamamen iradesiz kılınırsa hiçbir işe yaramayan insanlar yetişir.” (s.200) Velhasılı kelam, benim başucu kitaplarımdan biri oldu ve Ali Fuat Başgil gibi bu kitap on sekiz, yirmi yaşlarımdayken elime geçmeliydi sözüne istemsizce katılıyorum, çok geç olmadığı için de içten içe seviniyorum. Okumanızı ve tefekkür etmenizi tüm samimiyetimle isterim. Keyifli okumalar...
İrade TerbiyesiJules Payot · Ediz Yayınevi · 201838,4bin okunma
·
178 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.