·305 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Mart 2020 15:10 Sene 2009 aylardan Mart idi. O zamanlar cocuktum daha. Bir gün babamla televizyonu açtığımızda her kanalda helikopter kazası haberi vardı. Tanımam etmem daha Muhsin Yazıcıoğlu'nu. Tam 4 5 gün haberlerin başından ayrılmadık acaba ne oldu diye. Üzülmüştüm sebebini bilmeden. Yıllar geçti ben büyüdüm ve okuyup bazı şeyleri irdelemeye başladım işte o zaman anladım Muhsin Beyi. Ülkücü harekette başlayan ancak yolları ayıran bir adam kendisi. 80 darbesinde içeri alındı tam 7.5 yıl Mamak C5 te işkence gördü. O hapisten çıktıktan sonra ülkücü hareket aynı değildi bu yüzden ayrıldı o yoldan. Kendi partisi BBP yi kurdu. Meclise 2 kez girdi çok oy alamadı ama çok sevilen bir adamdı. Bir kere dürüst bir siyasetçiydi. Zaten koltuklarda gözü olsa zamanında en iyi yere de gelirdi ama o böyle olmayı seçti. Hapisteyken solcularla aynı koğusta kalınca onlar hakkındaki görüşlerinin değiştiğini ifade ediyor. Onlara karşı daha hoşgörülü olmaya başladığını belirtmiş.
Kendisi Mehmet Akif Ersoy'u çok severdi. Boş zamanlarında Ankara Taceddin Dergahında zaman geçirirdi. Bu yüzden mezarinı da Ankara'ya aldırmıştır.
Helikopter kazası araştırılınca aslında bir çok belirsizlik hala yerinde duruyor. Bazı şeyler hala aydınlatılmış değil. Helikopterde yeterli cihazların olmayışı, tamir eksikliği, ölen 6 kişinin de kan değerlerinin normal çıkmaması vs. birçok neden var insanın aklına kuşku getiren. Türkiye bana göre çok değerli bir siyasetçiyi kaybetti. Kader böyleymiş demek ki. Bu olayın arkasında olanlar Muhsin Yazıcıoğlu'nun gelecekte onlar için bir tehdit unsuru olabileceğini düsünmüsler herhalde. Umarım bu olay tarihin tozlu raflarına gömülmez ve açığa kavuşturulur. Mekanın cennet olsun Muhsin Bey...