·256 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Mart 2020 15:48 Dünyaya hakim olmak, dünyanın hakimlerine sahip olmaktır. Dünyaya ise sevgi ve açlık hakimdi. İki yüzyıl savaşları sonuncunda Dü yaya hakimiyet sağlanmış, açlık petrol bazlı gıdalar ile bitirilmiştir. Sevgi; her numara diğer numara hakkında bir hak sahibidir, pembe biletler ile yürüyen bir sistem sayesinde çözüme kavuşturulmuştur.
Numara demişken; isim yok, kişilik yok, tek tip kıyafet ve bir numaran var. Camdan evlerin ise storları sadece pembe biletler sayesinde yaşanan özel anlarda kapalı tutulabilir. Aile kavramı olmasını tabi ki böyle bir sistemden beklemek büyük bir hata olur, çocuklar doğumdan sonra annelerinden alınıp sistemin uygun gördüğü şekilde yetiştiriliyor.
Sistem mi? Tek Devlet, tek millet, tek adam. "İyiliksever" bütün numaraların iyiliğini düşünür. Numaralar yeter ki itaat etsin. İtaat etmeyen numaraların ise yaşama imkanı yoktur. Çünkü sistem ancak bu şekilde yaşamını sürdürür. Herkes "mutlu(!)" dur. Özgürlük mü? İnsanları suçtan arındırmanın tek yolu özgürlükten arındırmaktır. Numaraların bütün saatleri "Tablet" sisteminin onlara düzenliği şekilde geçer. Uyanma,uyuma, yeme-içme (bir lokma elli kez çiğnenecek), gezinti (dört kişiyle birlikte olacak, çalınan marşlar eşliğinde).
Numaralardan başka Tek Devlet çatısı altında başka bir yaşayan organizma yok. Yeşil Duvar sayesinde ağaç, bitki, toprak ve hayvanlardan tamamen ayrılmış bir devlet mevcut.
Yüzyıllar önce bir devrimle kurulan bu düzenin bir devrim ile yıkılması mümkün olacak mı? Sayıların sonsuz olduğu gibi devrimlerin de sonu olmayacaktır.
Başkahramanımız D-530 yapılan uzay gemisi "İntegral" in birinci mühendisidir. Bu uzay gemisine kendi dünyalarını anlatmak üzere yazdığı günlüğünü okuyoruz. Hayatına I-330'un girmesiyle yaşadığı aşk hikayesi, kendini devrimin içinde bulması ve ruh uyanması hastalığı. Devletin ruh uyanması hastalığına tutulan numaraları, devrimin etkileriyle birlikte nasıl tedavi ettiğine şahit oluyoruz.
Yazacak o kadar çok şey var ki, kelimeler bir yağmur gibi yağıyor ve ben eteğimle onları yakalamaya çalışıyorum. Ancak bu kadarı buraya yansıyor, peki ya yakalanamayan kelimelere ne olacak?