·576 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Mart 2020 21:27 İkinci elden aldığı belli olan lacivert bir kitabın son sayfalarında, arkadaşım, durmuş ve bana heyecanlı heyecanlı batı kökenli "Şeytanın Avukatı" deyiminin nereden geldiğini anlatmıştı. Kitabı bitirdikten hemen sonra okumam için masamın üzerine koyduğunda sadece kapaktaki resmin ne kadar güzel olduğunu düşünmüş ve bir hafta elimde öylece bekletmiştim.
Normalde iyice planlamadan bir kitaba başlamayı tercih etmiyordum. Ne kadar da büyük bir hata yapıyormuşum, bu yıl fark ediyorum. Daha ilk sayfalarda —Özellikle teşekkür bölümünde— yazarın bu kitap için oldukça emek verdiği ve araştırma yaptığı göze çarpıyor fakat kitabın içine dalmadan pek de anlaşılamayacak bir şey bu. Eğer arkadaşım masamın üzerine koyup 'Oku bunu.' demeseydi büyük ihtimalle İllüminati'nin boş teorilerini içeren şişirilmiş bir kitap olduğunu düşünecek ve okumayacaktım. Ah, bu önyargı! Kitabın sonuna geldiğimde ilk sayfasını açmış ve yapbozun son parçasının son sayfa değil, ilk sayfa olduğunu düşünmüştüm. Bütün bu yerlerin, sanat eserlerinin, kelime kökenlerinin gerçek olması insanı garip hissettiriyor. Özellikle illuminati kardeşliğinin hiç de sandığım gibi bir hikayeye sahip olmadığını anladığımda bu his kendisini fazlaca göstermişti.
Bu kadar gizem dolu bir kitabın, bu kadar anlaşılır bir dille anlatılması beni çok etkiledi. Ayrıca ne zaman "Peki bu neden böyle oldu?" desem Robert beni duyuyormuş gibi cevabını yine bu sade fakat etkileyici dille anlattı. Bunu yazarın zekasına veriyorum. Etkileyen bir diğer kısımdan bahsetmezsem olmaz: sürekli ters köşe yapması. Son sayfalarına yakın her şeyi çözdüğümü hissetmiştim önceki sayfalar gibi! Fakat her nasılsa yine ters köşe oldum ve suçladığım karakterlere karşı gereksiz bir mahcubiyete girdim. Kitabı bitirdiğinizde tokat manyağı olmanız ihtimal.
Peki her şey mi mükemmel? Hayır açıkçası. Kitabın başından beri görmezden geldiğim bir nokta var, o da zaman konusu. Bu kitap 578 sayfa ve içerisinde geçen her olay bir günde yaşanıyor. Ki buna bir gün de diyemeyiz çünkü kitabın belli bir sayfasında sadece altı saatimizin olduğunu öğreniyoruz. Robert'ın ve Vatikan'ın başından geçenleri şöyle bir düşündüğümde, bunların, benim okulda geçirdiğim zamanın yarısı kadar bir zamanda yaşanması pek de gerçekçi gelmiyor fakat dediğim gibi. Görmezden gelinmesi kolay bir nokta ve bu kitap aldığı övgüleri kesinlikle hak ediyor.