kitap hakkında diyeceğim bir sürü şey var fakat bugün Niçe ile bağlamak istedim. . Nietzsche’nin güç istenci kavramına göre her türlü organizmanın hareketinin altında güç isteği bulunmaktadır. Kendisinin şu an olduğundan daha fazla olması için çabalamak olarak da tanımlanabilen güç istenci, yaşayan her varlığın eylemlerinin asıl ereğidir. Canlılar arasındaki ilişkinin temelini oluşturan bu düşünceyi Nietzsche şu sözleriyle açıklar: “Nerede bir canlı gördümse, orada kudret iradesi gördüm. Uşağın iradesinde bile efendi olma iradesi gördüm. Tek hazdır bu canlının vazgeçmek istemeyeceği.”. İlgili alanda güç; “insanların, başka insanları emirleri ve istekleri doğrultusunda etkileme yeteneği” olarak tanımlanmaktadır. Gücü elinde bulunduran yöneticilerin astlarına karşı sergiledikleri davranışların şiddeti, ast ve üst arasındaki hiyerarşinin keskinliği, merkeziyetçi yapının sahip olduğu yetkilerin çokluğu yüksek güç mesafesi bulunduğunu göstermektedir. Yüksek güç mesafesinin bulunduğu örgütlerde adaletsizlik ve eşitsizlik örgütün temel problemi olmaktadır. Astlar üstleriyle rahat iletişim kuramamakta ve genellikle iletişim tek yönlü olarak süregelmektedir. Güç mesafesinin yüksek olduğu örgütlerin bir başka özelliği ise gelirin dağılımındaki eşitsizlik olarak karşımıza çıkmaktadır. Nitekim “Hayvan Çiftliği” romanında da domuzlar ve diğer hayvanlar arasındaki eşitsizlik oldukça belirgindir. Napoleon’un emirlerini diğer hayvanlara doğrudan iletme ihtiyacı dahi hissetmemesi, kararları tek başına vermesi, domuzların elde ettikleri ayrıcalıklar çiftlikte bulunan yüksek güç mesafesini gözler önüne sermektedir.
Nietzsche tarafından Efendi-Köle Ahlakı olarak kavramlaştırılan bu ilişki, Hegel’de Efendi-Köle Diyalektiği ile açıklanır. Marksizmin temelindeki yöneten ve yönetilenler arasındaki çelişkiyi uzlaştırmaya çalışan Hegel efendinin, öz benliğini gerçekleştirememiş ve özgürlüğü efendisi tarafından kısıtlanan bir köle tarafından tanınma isteği, efendinin de özgür olmadığını dolayısıyla kölesi tarafından tanınma isteğinin kölesi olduğunu söyleyerek bu ilişkinin taraflarını eşitlemeye çalışmıştır. Bu uzlaşmacı yaklaşımı ile Hegel, insanlar arasındaki ast-üst ilişkilerini çözüme
kavuşturmayı ve inşalar arasındaki eşitsizliği gidermeyi hedeflemiş olsa da bunu başaramamıştır
Kölelik her ne kadar tarih sahnesinden silinmiş olsa da simgesel olarak devam ettiği söylenebilir. Kadın-erkek, işçi-işveren, yöneten-yönetilen, ebeveyn-çocuk, tanrı-insan, insan-hayvan, insan- diğer canlılar arasında güce dayalı kurulan ilişkilerin temelinde kölelik ve efendilik bulunmaktadır. Çalışma olgusu dolayısıyla insanlar arasında zorunlu olarak gerçekleşen ilişki aynı zamanda bir çelişkiyi de doğurmaktadır. Bir otoritenin altına girerek kısmen de olsa özgürlüğünden feragat eden insan ile otorite konumundaki diğer insan arasında hiyerarşik bir ilişki meydana gelir. Güç temelinde olumlanan bu ast ve üst arasındaki ilişki, Efendi-Köle Diyalektiği ile yorumlanan ve eşit olmayan güç sahipleri arasındaki ilişkinin bir türüdür. Kısaca denk olmayan güç sahipleri arasındaki ironik ilişkiyi öyküleyen bir romandır Hayvan Çiftliği.