Gönderi

Günümüz Türkiyesi
Eskiden hayata farklı bakanlar bulurlardı beni. Gerçek ente- lektüeller, anarşistler, nihilistler... Mıknatıs gibi çekerdim toplu- mun dışında yaşamayı seçmiş Robinson Crusoe'lan. Ama şimdi seyrek de olsa benimle karşılaştıklarında başlarını önlerine eği- yorlar, bakışlarımızın kesişmesini engellemek için. Çünkü anla- yabildikleri kadar anlıyorlar benim artık uzun, alkollü, yüksek sohbetlerden eyleme, gerçeğe geçtiğimi. Ve korkuyorlar. Çünkü onların oynadıkları oyun, günün üç saatini, içlerinde bağırıp ça- ğıran anarşiste ayırıp geri kalan zamanında normal bir insan gibi yaşamaktan ibaret. Çok azı söylediklerini yapar. Çok azı gece an- lattığını gündüz yaşar. Bunlar daha çok düşünsel kurt adamlardır. Banş ve anarşi işaretlerini sokaktaki aynı kadın heykelinin iki göğsüne çizenler bu salaklardır işte. Coşarlar insan hayatının de- ğersizliğini anlatırken. Ama daha soma işkence gören bir teröris- tin haberi karşısında, en çelik hümanist kesilip insan haklanndan dem vururlar. Çelik hümanistler çelik kapı taktırırlar evlerine, adlarına methiyeler dizdikleri kaosun, devrimin geldiği gün kedi- lerine bir zarar gelmesin diye. Sağdan nefret ederken soldan da etmeyi unutanlardır bunlar. Kişisel muhalefetlerine bir kalabalı- ğın fikrini eklemekten zevk duyarlar. "Sola daha yakınım !" derler utanmadan. Gölgesiz yaşayamazlar, yalnız kalmaktan ödleri kop- tuğu için. Yakın olmazlarsa herhangi bir tarafa, yok olacaklarını düşünürler. Açık deniz adamlarının yanında karadan uzaklaşa- mayan dubalar gibi dururlar.
·
1 görüntüleme
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.