·126 syf.····Okunma: 10 Mart 2020 22:32 Steinbeck, iki arkadaş üzerinden “Büyük Buhran” döneminde işçi sınıfının yaşantısını gözler önüne seriyor. Tabi buna ne kadar yaşamak denilebilirse.
Büyük Buhran döneminde Amerika’da işçilerin sadece fiziksel ihtiyaçları azami ölçüde karşılanmaktadır. İş bittikçe yer değiştiren mevsimlik ırgatların yeri yurdu yoktur ve bu durum aile kurmalarına engel olmaktadır. Kimse birbirine gerçek anlamda güvenmediği ve sürekli çiftlik sahibi reisin korkusuyla yaşadıkları için derin arkadaşlık ilişkilerinden de yoksunlardır.Bu zavallı adamların tek eğlencesi cumartesi geceleri bir miktar biriktirdikleri parayla kafayı çekmek ve hayat kadınlarının koynunda yalnızlıklarına teselli aramaktır. Yaşantı şekilleri hangi yönden incelenirse incelensin insanlıktan yoksundur. Psikolojik bağlamda incelediğimizde işçi sınıfının Maslow’un hiyerarşi piramidinde birinci basamaktan yukarı çıkamadığını ve hatta oraya bile zor tutunduğunu görüyoruz.
Oysa başlangıçta, olmuş bir hayali onların sa küçük bir arazi satın almak, kendi mahsülünü üretmek, kendi toprağında söz sahibi olmak... Ne yazık ki bunlar laftan öteye gidememiş ve teker teker kapitalizmle baş edilemeyeceğini kabullenmişler.
Steinbeck, yalın ve akıcı bir dille yazdığı bu novellasında gerçekleri yüzümüze çarparken kızdırıyor, hüzünlendiriyor ve merhamet duygusu uyandırıyor. Keyif alarak okuyacağınızı düşünüyor ve herkese tavsiye ediyorum. İyi okumalar.