"Hikâyesini anlatmamı ister misin?""Tabii.""Yakın zamanlara kadar mutlu bir adammış aslında. Yeni evlendiği ve çok sevdiği güzel bir karısı, güzel bir işi, düzenli bir hayatı varmış. Bir gün oturdukları şehirden kalkıp komşu şehirlerden birine, kayınvalidesini ziyarete gitmişler. Birkaç gün onlarla kaldıktan sonra, geri dönüş yolunda, çevirme yapan askerler tarafından arabalarının önü kesilmiş; kimlik denetimi sırasında, evlilik cüzdanlarını yanlarına almadıkları anlaşılmış. Karı koca olduklarını kanıtlayacak hiçbir belge yokmuş yanlarında. Askerler, ikisinin karı koca olduğundan şüphe ettiklerini, üstelik karısının aranan fahişelerden biri olabileceğini söyleyerek, ikisini de tutuklayıp az önce gördüğümüz toplama noktasına getirmişler. Adamcağız bir türlü ikna edememiş onları. Toplama noktasında acil mahkemeye çıkarmışlar adamla kadını. Hemen her yerden çeşitli nedenlerle toplanan çeşitli kişilerle hıncahınç doluymuş mahkeme avlusu: Arananlar, kaçaklar, fahişeler, hırsızlar, şüpheliler, sınır ihlalcileri... Sonunda, mahkeme eve gidip evlilik cüzdanlarını alıp getirmesi kaydıyla, karısını alıkoymuş, adamı salmış. Adam yolda hiç durmadan son hızla evine gitmiş, evlilik cüzdanlarını kaptığı gibi hiç zaman yitirmeden yola çıkarak gerisin geri toplama noktasına gelmiş, bakmış karısı ortada yok, yalnızca karısı da değil, hiç kimse görünmüyor ortalıkta."Sonunda onları tutuklayan askerleri bulmuş, 'Geç kaldın,' demişler. 'Emir başkentten geldi. Bu sabah ezanında bütün şüpheliler, diğerleriyle birlikte asıldı. Onları koyacak yerimiz kalmamıştı.'"O günden beri, her gün bu yolu teper durur. Askerlerin tek hoşgördüğü deli budur."