8,2/10  (33 Oy) · 
90 okunma  · 
22 beğeni  · 
1.313 gösterim
"Tek başına kalan bir insanın kapladığı o güçsüz yeri kaplamaya çalışıyorum. Varlığım bir toz bulutu, daha sert bir rüzgarda tozanlarına ayrışarak dağılıp gidecek bir toz bulutu. Benim kalıbımda bir boşluk bu. Sıcağın, şehrin ve çölün ortasında zamansızmış gibi duran bir boşluk."
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2004
  • Sayfa Sayısı:
    106
  • ISBN:
    9789753424590
  • Yayınevi:
    Metis Yayınları
  • Kitabın Türü:

Çador novellasının kafkaesk bir hikayesi var. Nedir bir gerçek kafkaesk hikayenin temel bileşenleri? Bir on yıl kadar önce, yargı üstüne yazdığım bir yorumda şöyle tanımlamıştım; devasa devlet labirentleri, hiçbir aklın ve mantığın geçerli olmadığı bir sistem, geciken veya hiç verilmeyen akıl dışı kararlar ve toplumun geri kalanında bu olaylara karşı kesin bir duyarsızlık. Ama hepsinden önemlisi, vahşi bir yalnızlık. Kafkaesk bir kurbanın hikayesi, kamuoyu önünde asla yüksek sesle dile getirilemez, yüksek sesle destek verilemez, çünkü o gizli kapaklı dosyalarda tam olarak ne yazdığını bilemeden, kesin doğruyu bilemeyeceklerini düşünür, devlet otoritesinin en haşin kararlarını bile desteklerler.

Dersiniz ki yazar böyle bir tanımı önüne koymuş, hikayesini ilmek ilmek, yünden bir kazak örer gibi örmüş. Aslında tam da yünden bir kazak örmüş. İpi kalın ve kırçıllı. Sonra da okurun çıplak bedenine giydirmiş. Ağustosta. Ayın en sıcağına gelen gününde. Nasıl bir bunalım yaşayacağınızı bir hayal edin hele.

Kahramanların isimleri, mekanların tasvirleri bana burası, olsa olsa İran’dır, dedirtti. Zaten çador, İran kültüründen ve büyük ölçüde bizim çarşafa özdeş.

Kahramanın çador giymeye karar verdiği süreci anlatan bölümde, sadece kahramanın kendini güvene alma çabası değil ve sanki bir metamorfoz arzusu hissettim. Belki de, yazar Murathan Mungan ya, halt yedim.

Kızdırdı yer yer, ama en çok da kederlendirdi. Mutluluğun indikatörü keder değil midir?