Gönderi

10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2020 24. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mart 2020 01:10
Beni Kör Kuyularda/Hasan Ali Toptaş Daha önce ’’ Ben Bir Gürgen Dalıyım ’’ isimli eserinin incelemesini yaptığım Hasan Ali Toptaş’ın yeni kitabı olan ‘’Beni Kör Kuyularda ‘’ isimli eserini elimden geldiğince yalın anlatmaya çalışacağım çünkü eser çok hassas bir konuya değinmiş. Yazar, bu eserinde insanlıktan nasibini almamış insanoğlundan bahsediyor. Ümit Yaşar Oğuzcan’ın dört mısradan oluşan şiirinin ilk cümlesidir Beni Kör Kuyularda. İsmin derinliği ve galiba şiirin de etkisiyle kitabı elime aldığım ilk anda bunun modern bir masal olması için dua ettim, diyebilirim. Çünkü Hasan Ali Toptaş’ın betimleme denizinde çok sık rastladığım bu yumuşak dalgaların insana huzur verirken insanı düşünmeye zorlamasını ve kitabın derin bir iç çekiş ile son bulmasını seviyorum. Kitabın ilk sayfasında Güldiyar’la tanışıyorsunuz. Güldiyar'ın evden babasına sefer tası ile yemek götürmesiyle annesinin onu gönderirken söylediği şu sözler ise bize kitapla ilgili ipuçları veriyor. "Git ama dikkatli ol, tamam mı? Televizyon haberlerinde görüyorsun, her gün oğlan çocukları, kız çocukları kayboluyor. Sonra da tecavüze uğrayan bu körpecik çocukların parçalanmış cesetleri bulunuyor sağda solda. Ayrıca, biliyorsun, insanların gözleri önünde her Allah’ın günü kadınlar öldürülüyor. Bu yüzden diyorum dikkatli ol diye.” Güldiyar geri dönmüştür dönmesine ama artık ne konuşuyor ne de yemek yiyordur. Annesi Güldiyar’ı korkuyla soru yağmuruna tutar. Güldiyar’ın oturduğu minderin yanı başına döktüğü gözyaşlarının taşa dönüşmesini gören annesi korku ve şaşkınlıkla ne yapacağını bilmeyerek dışarı atar kendini. Yan komşusuna olayı anlatır ve kırsal bir bölgede yaşayan bu ailenin başına gelen taştan gözyaşları hızlı bir şekilde kulaktan kulağa yayılır. Bir anda meraklı gözlerin esirine dönüşen Güldiyar evlerinin avlusuna dolan kalabalığa taştan gözyaşlarını dökmek zorunda bırakılır. Kitap, başkalarının acısıyla var olan –seyirci- bir toplumun çözüm üretmek, çare bulmak, derman olmak yerine nasıl da insanı kemiren, tüketen bir hale dönüştüğünü gözler önüne seriyor. “ Bu kadarı da çok! ‘’dediğiniz bir anda gözlerini para hırsı bürüyen adamlar sarıyor avluyu, başkasının acısından yararlanarak kazanılan paranın hırsı ile Muzaffer –babası- ve kızının içler acısı dramına seyirci oluyoruz. Muzaffer’in acizliğinin, çaresizliğinin ve mecburiyetinin son raddeye kadar hangi sancılarla katlandığına ve her yardım çağrısında daha çok yardıma muhtaçlığını da görüyoruz. Bu acınası modern masalda yeri geliyor Güldiyar yan komşunuz oluyor ve uzattığınız yardım elinin ona ulaşamaması içinizi burkuyor. Bıkmadan usanmadan dile getireceğim. Bırakın betimleme denizindeki dalgalar yüzünüze değsin. Güldiyar olun, Bahriye olun bazen de bir babanın çaresizliğini gördüğünüz Muzaffer olun.
Beni Kör KuyulardaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202011,4bin okunma
·
8 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.