Gönderi

Puan vermedi·306 syf.··
2020 12. kitabı
·
233 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2020 04:14
Oğuz Atay'ın günlüğünü yarıda bırakmak vardı aslında.Okumamak,o sonla karşılaşmamak vardı.Ama onu anlamak için saatlerce kafa yoruyorsam,satırları yeniden yeniden sağa sola not ediyor, ezberleyene kadar tekrar ediyorsam o son hiç gelmemiş demektir öyle değil mi.Bir günlük hakkında inceleme yazmak ne kadar doğrudur,hakkında ne söylenebilir bilmiyorum ama Oğuz Atay'ın günlüğü de zaten bildiğimiz alıştığımız ölçüden biraz uzak.Ben kitabı Oğuz Atay'ı daha yakından tanımak, onu kendi ruh ikliminde keşfe çıkmak için okumaya başlamıştım ama geldiğim şu noktada görüyorum ki Oğuz Atay zaten kendisini yazdığı eserlerde anlatmış.Bunu, defterin neredeyse tamamında romanları ve hikayeleriyle meşgul oluşundan:kurgulamalarından,pasajlarından,yazacağı kitaplara hazırlık için okumalar yapmasından,analizlerinden anlıyorsunuz.Bu notlarda tüm vaktini,bilincini,benliğini tamamıyla yazmaya,üretmeye vermiş bir Oğuz Atay görüyorsunuz.Hatta bir yerde o dereceye geliyor ki memnun olmuyor kendisinden;"Düşüncem geç gelişti,biraz geç başladım;biraz da erken bırakmak durumunda kalıyorum." diye yakınıyor.Haksız da değil.43 yıllık yaşamında ilk romanı ölümünden 5 yıl önce yayınlanan bir yazar var karşımızda.Mücadelesi,üretkenliği bu yüzden çok kıymetli. Fakat bana göre dikkati çekmesi gereken asıl önemli nokta Oğuz Atay'ın titizliği.Yaptığı tahlillerde bazen bir ruh doktoru,bazen sosyolog gibi davranmasından söz etmiyorum.Bir edebiyat öğretmeni olarak okurken müthiş zevk aldığım bir şey;kitabın içinde yazım ve imlâ hatalarına rastlamama rağmen Oğuz Atay'ın kendi el yazması orjinal metin üzerinde kontrol ettiğimde hiçbir sefer hata yapmamış olması.Bu titizlikten neden bu kadar zevk aldığımı hayatında müthiş hatalar yapmaktan korkarak,her anını her saniyesini kontrollü olarak geçiren insanlar anlayacaktır.Sarfettiği sözlere günlüğünde dahi olsa üst düzeyde dikkat eden bu adamı tanımanın daha iyi bir yolu var mıdır acaba?Bu salt disiplin tutkusundan öte,ne diyorum ne anlatıyorumun kaygısı,söylediklerimin manası nedirin kaygısı.Düşünmeden konuşmamanın,kendini her an gözlemlemenin kaygısı.Oğuz Atay'ı bu kadar mükemmel yapan da bu sanırım...
GünlükOğuz Atay · İletişim Yayınları · 20207,3bin okunma
·
10 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Neşe
Gönderi Sahibi
Not:daha sonra ekleme-çıkarmalar yapılmak üzere paylaşıldı.