·628 syf.····Okunma: 17 Mart 2020 14:07 “Acının el kitabı” tarifi ile bu kitap hakkındaki tüm görüşlerimi özetleyebilirim aslında. Yakın bir tarihte yaşananlar ve yine Müslüman çığlığına kulaklarını tıkayan sırtlan sürüleri anlatılıyor kitapta. Hem de vicdanınızı delip geçecek şekilde... Tarih birçok kez tekerrür etmiş esasen ama komşu Sırpların değiştiklerini umarak büyük bir yanılgıya düşülmüş ve sonucunda 8372 can yok yere katledilmiş. Evet yok yere çünkü Srebrenitsa’nın alınması Sırplar için yalnızca bir güç gösterisi olacaktı. Peki ya Sırplar egolarını tatmin etmek için türlü zulümler yaparken Medeni Avrupa’nın tepkisi ne oldu dersiniz? Tahmin etmek zor olmasa gerek. Yine yapacaklarını yapmışlar -sözde- mazlumu koruyoruz nidalarıyla katliamın başrolünde görev almışlar elbette.
Konusu itibariyle güncel sayılabilecek bir roman ancak üslubu yönünden oldukça yalın, betimleme yok denilebilecek kadar az. Sanırım tüm gerçekleri süslemeden anlatmak istemiş yazar. Tercih meselesi tabi. Ama “bu romanı ah keşke Livaneli yazsaydı da üslup şöleni yaşatsaydı” demeden geçemedim.