" Ümit kötülüklerin en kötüsüdür çünkü işkenceyi uzatır "
Nietzsche
Mutluluk anları.. İşte bütün işkenceler böyle anlarda başladı..
Mutluluk anlarında bağlandığımız herkes ve her şey , bir süre sonra bize işkence etmeye başladı. Yine de övmek istiyorum mutluluk anlarını , çünkü elimde onlardan daha güzel bir şey kalmadı..
Mutluydum , ilk şiirimi yazdığım gün , sanki dünyada tek mutlu kişiydim.
Mutluydum , gözlerinin içine baktığım ilk gün , sanki dünyanın merkeziydim.
Mutluydum , ilk kokoreç yediğim gün , sanki yirmi senedir açmışım gibi doymuştum.
Mutluydum , önce televizyondan umut dağıtıp sonra bunun kitabını da yazan kadının kitabını okuyup , ona kitap imzalatıp sonra sarılıp fotoğraf çektirdiğim gün , sanki bir masal perisi bulmuştum.
Mutluydum , yeniden kitaplara döndüğüm gün , sanki yeryüzündeki bütün kitapları okuyabilecekmişim gibi huzurluydum.
Mutluydum , ilk defa araba kullandığım gün , sanki bütün yollar benimdi.
Mutluydum , ilk defa stadyuma gittiğim gün , sanki sahadaki bir futbolcuydum.
Mutluydum , seni ilk gördüğüm gün , sanki seni doğduğumdan beri tanıyordum..
…..
Bütün mutluluklar geçicidir elbette , belki de bu yüzden bu kadar güzeller..
Şimdi yeni bir mutluluk arıyor (muy)um ?! Bilmiyorum..
Belki de bir şiirin yani aynı şiirin, başımızdan geçen ya da geçmeyen birden fazla aşk hikayesine tıpatıp uyduğunu gördüğümde , vazgeçmiştim mucize beklemekten..
Seneler önce “Otuz beş yaşındayım , hiçbir şey yaşamadım ki ortasında olayım hayatın” diyen dizi karakteriyle aynı yaşa gelince hak verdim kendisine, adam haklı beyler diyorum..
…..
“Bazen hayat ağırlaşıyor. Bir kelebeğe, kanatlarının ve süslerinin ağır gelmesi kadar hatta!”