Genel olarak “Logoterapi” kavramı üzerine yoğunlaşan, bu bağlamda yazarın toplama kampındaki anılarını da içeren, oldukça sürükleyici bir kitap olduğunu söylemem gerekir. (Kitap, yazarın anıları ve logoterapinin ne olduğuyla alakalı 2 kısımdan oluşuyor)
Toplama kampındaki anılarını okurken, benim bu kamplar hakkında düşündüğüm -biraz daha iyimser sayılabilecek- sığ bir çerçeveden sıyrılıp, mahkumların iç dünyasına güzel bir yolculuk yapmış oldum. Konuyla ilgili daha önce izlediğim filmler anlamını pekiştirdi diyebilirim.
Logoterapiden bahsedilen kısmına baktığımız vakit, kitabı okuduğumda logoterapi hakkında genel bir bakış açısına sahip oldum. Yazar bu felsefenin temelleri hakkında kendi hastalarından da örnek vererek anlaşılabilir biçimde biz okuyucalara sunmuş.
Kitapta, yazar tarafından geliştirilen ve aynı zamanda ilgimi en çok çeken kısım “Çelişik Niyet” ekolü idi. Kısaca (spoiler vermeden) açıklamak gerekirse olay şunun üzerinde dönüyor: Bir şeyden ne kadar korkarsan, o derecede başına gelecektir; bir şeyi ne kadar niyet edersen, arzuladığın derecede tersi olacaktır. Hal böyleyken “Çelişik Niyet” bu durumun tersine dönmesini hedef almış bir teknik.
Çeşitli nevrozlu hastalara karşı geliştirmiş olduğu bu tekniği okuyunca anlayacağız ki: Bazen kendi kendimizim logoterapisti olabiliriz. Biz zaten belirli durumlar karşısında bunu uyguluyoruz. Bahsedilen tekniğin geçtiği kısımdaki muhasebecinin ve uyuyamayan hastanın hikayesini okuduğumuzda bunun farkıma varmış olacağız.