"Hiçbir şeyin senin dikkatini dağıtmasına izin verme, bekle ve yine bekle. Dur, sessizce dur ve yüreğinin sesini dinle. Seninle konuştuğu zaman kalk ve yüreğinin götürdüğü yere git."
Kızını bir araba kazasında kaybeden Olga nine ondan geriye kalan tek şey olan torununa bakmış büyütmüş. Torunu, eğitimi için yurtdışına gittiğinde Olga çok yaşlandığını ve bir gün torunu eve döndüğünde onu sağ bulamayacağını düşünerek ona mektup yazmaya karar verir.
Fakat torunu duygusallıktan nefret eder. Hatta evden giderken bile ninesiyle vedalaşmamıştır. Dolayısıyla Olga mektupları göndermez, sadece yazar. Ancak kendisi öldüğünde bunları okuyabileceğini söyler.
Mektuplarda hayatında kendisi yapıp pişman olduğu hatalarını, annesini ve hayatıyla ilgili çok az anlattığı şeyleri yazar.
Olga torununa yazdığı mektuplar üzerinden aslında bize sesleniyor. Yapmamız ve yapmamız veya yaptığımızda ne gibi sonuçlarla karşılaşabileceğimizi anlatıyor. Bir nevi kişisel gelişim kitabı denilebilir.
Verilmek istenen ana fikir oldukça basit; yüreğinizin sesini bastırmayın, onu hep dinleyin ve onun götürdüğü yere gidin.