·196 syf.····Okunma: 07 Mart 2020 00:02 "Yaşamak kadar basit bir şeyi dinler ve devletler kurarak bu kadar karmaşık hale getirmememiz gerekiyordu."
Kitabı okurken de bitirdikten sonra da kafamın içinde bağıran cümle buydu. 'Yaşamayı devletler kurarak bunaltmak, boğmak, düğüm haline getirmek...'
Ütopyayı distopyaya çeviren şey bir 'devlet' kurma düşüncesi oldu. Kusursuz dünya kusur yumağı oluyorsa devlet yüzünden, bizim dünyamızın neden böyle olduğunu anlamak çok da zor olmasa gerek.
Yeryüzü cenneti, üzerinde yaşayan insanların ve hayvanların -özellikle martıların- dostça bir ömür sürdüğü, dünyada görülebilecek en huzurlu, en güvenli, en güzel mekan: Son Ada!
Herkesin birbirine güvendiği, inandığı; karşılıksız, düşünmeden dostluklar kurduğu son yer.
İnsanların; ülkenin -diğer bir deyişle öteki dünyanın- karmaşasından uzakta; bir otoriterin, bir ihtilalcinin elinde can çekişen ana vatanın çığlıklarını duymadan yaşayıp gittikleri son toprak parçası.
Gözardı ettikleri kardeşlerinin çilesine sebep olan ihtilalcinin elinde can çekişen bir cennet! 'Bana dokunmayan yılan bin yaşasın' derken yılanın bir gün kendilerine de zarar vereceğini düşünemeyen ada halkının mücadelesi.
Bazı şeyleri düşünmeden kabul etmenin getirdiği hazin son; rahata düşkünlüğün verdiği uyuşuklukla, siyasetin içinden fırlayıp gelmiş Başkan'la nasıl mücadele etmeleri gerektiğini bilmedikleri için cenneti cehheneme dönüştüren halk!.
Bir 'devlet'in varlığını/gerekliğini sorgulamama sebep oldu. Yaşar Kemal'in tüm övgülerini fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum. Keyifli okumalar.