·166 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Mart 2020 18:13 Seyahatname türü çok aşina olmadığımız ya da çok sık okuma fırsatı bulduğumuz bir tür değil aslında. En azından bu kitapla tanışana kadar böyle düşünüyordum. Zira, önyargıdan öte gelen bir bakış açısıyla “bir seyahatnameden ne kazanılabilir? Merak edilen bir coğrafya hakkında ne bilgi katabilir?” düşüncesindeydim.
Yakın zamanda bu kitabı edinirken kendisi ve çalışmaları hakkında bilgi sahibi olduğum Zafer SARAÇ Beyefendi’nin bu kitabı, seyahatnamelere dair önyargımı kırmakla kalmayıp bir solukta okuyacak kadar ilgi çekici içerikleri de barındırabileceğini göstermiş oldu. Birden fazla kitap ve seyyahın kalemiyle, bakış açısı ve misyonuyla da tanışmış olmak da cabası.
Yedinci yüzyıldan bu yana birçok seyahatnameye dair incelemeler içeren bu kitabı okurken sadece mekâna dair bilgiler edinmekle kalmıyor, o dönemin insanı, yaşamı, kültürü, inanışı ve daha birçok detayı görme şansının olduğunu fark ediyorsunuz. Buna bir de hayal gücünüzü katarsanız okumanın damakta bırakacağı tadın çok daha yüksek olabileceği kanaatindeyim.
Seyahatname olsa da dönemi anlatmayı ihmal etmeyen bir incelemede yine üzülerek karşılaştığım detay ise 1788’de yapılan gözlemde dahi “Türk Milleti’nin tembellik etmeye alıştığı, yeniliklere ve gelişmeye meraklı olmadığı, çaba sarf etmediği; miras yedi gibi geçmişten gelen kökleri tüketmeyi marifet saydığını okumak” oldu. Bir seyahatnamede bu detayı göreceğimi düşünmezdim ancak ders niteliğinde mesajların da çıkabilmesi güzel bir kazanım oldu.
Bu ve saymakla bitiremeyeceğim birçok nedenden dolayı yakın zamanda ilk işim bu kitapta geçen eserleri detaylı inceleme amacındayım.
Başta yazarımıza sonra da kitapla tanışma ve okuma fırsatı sunan #Kitap Şuuru projesine tekrar teşekkür ederim.