Görmek, Körlük romanının devamını niteliğinde diyebiliriz. Körlük kitabında ülke aniden körlük salgınına teslim olmuştu. Sadece bir kadın bu salgından etkilenmemişti. Bu kitapta ise körlük salgınının üzerinden 4 sene geçmiştir. Yine adı bilinmeyen bir ülke vardır ve karekterlerin ismi yoktur. Bardaktan boşanırcasına yağmur yağan bir sabaha uyanan halk o gün başkentte yapılacak seçim için oy kullanmaya gitmemiştir taki öğleden sonra yağmur dinene kadar. Tesadüf şudur ki hiçkimse oy kullanmaya gitmez. Yağmur dindikten sonra halk oy kullanacakları yerlere akın etmeye başlar tabi bu durum mevcut iktidarı sevindirmiştir. Seçim biter oylar sayılmaya başlandığı zaman beklenmedik bir şey olur. Kullanılan oyların yüzde 83 boş oydur. Bu durum hükümeti tedirgin eder, telaşlandırır. Bu durumun anarşist bir örgütün işi olduğunu düşünür ve başkentte olağanüstü hal ilan eder, çünkü hükümetin geleceği tehlikeye düşmüştür. Yıllar önce kenti saran körlük salgınında kör olmayan kadından süphelenirler ve bu olayı araştırmak için polisleri görevlendirirler. Olay örgüsü bu şekildedir. Bunları anlatırken politikanın, siyasetin iç yüzünü bize gösterir. Basının nasıl yönlendirildiğini doğruyu nasıl yanlış, yanlışı nasıl doğru gösterdiğini ve kamuoyu oluşturduğunu, Siyasetin kaos üzerinden nemalandığını görürüz.