Puan vermedi·124 syf.····Okunma: 24 Mart 2020 23:49 "Her yıl, bahar çiçeğe durduğunda, dünya nennilendiğinde, Ağrıdağının çobanları dört yandan gelirler, kepeneklerini gölün bakır toprağına atıp üstüne otururlar. Bin yıllık sevda toprağının üstüne otururlar. Tanyerleri ışırken kavallarını bellerinden çekip Ağrıdağının öfkesini, sevdasını çalarlar. Ve gün kavuşurken bir ak kuş gelir... "
Son sayfanın bu son paragrafını okuduktan sonra ne ölümden bile korkmayan bir sevdaya sahip olan Memo'yu, ne içinde büyüttüğü kocaman aşkı korkusuzluğuyla örtmeye çalışan dağ gibi ama aslında dağda titreyen bir çiçek gibi olan Ahmet'i, ne incinmekten ve incitmekten korkmasına rağmen zalim babasından korkmayarak Ağrıdağı gibi kocaman iki aşkı sırtlanan Gülbahar'ı ne de kavalıyla ömrünün tüm acılarını türkülendiren Sofi'yi unutmam mümkün değil.
Yaşar Kemal'in pürüzsüz, yalın ve akıcı diliyle tatlanan bu efsane ilerde olursa çocuklarıma uyumadan evvel anlatacağım efsaneler arasında baş köşeyi aldı, tabi çocuklarım okuma yazmayı öğrenip de kitabı okuyana kadar efsanenin sonunu benden farklı dinleyecekler :)