Anne kız arasında ki çekişmeyi yalın bir dille anlatan çok güzel bir kitap. Özellikle annesini kaybetmiş biri olarak çok etkileyici ve gerçekçi buldum, derinden etkiledi diyebilirim. Şöyle ki, aslında annemizle olan çatışmalarımız da ortada genellikle bir hata ya da hatalı yok. Sadece tahammülsüzlük, kabullenememe durumu var. Burada anlatıldığı gibi aslında ebeveynlerimiz geçen giden zamana yeterince uyum sağlayamıyorlar, hâliyle geçmişe bağlı geleneklerle hareket ediyorlar ve biz buna tıpkı Iza' nın yaklaşımı gibi eleştirel yaklaşıyoruz ,farkında olmadan kırıyoruz çünkü kabullenemiyoruz, yaşlandıklarına inanmak istemiyoruz. Aynı düşüncede olmadığımız için sürekli söyleniyoruz ama onların değer kalıplarıyla bizim ki çok farklı "ve zaman çok hızlı!" , arada ki bu farkı anlamıyoruz, sadece kızıyoruz. Oysa ortada hata yok, hatalı yok. Sadece yaşlanıyorlarmış...
Dev gibi bir boşluk, koca sessizlik kaplayınca içini anlıyorsun.
Peki şimdi nerede?
Öldü mü annem?
Yaşlandığını bile kabullenememişken öldüğünü nasıl kabulleneyim?
Kaybettiğimiz zaman anlıyoruz..
Son sayfada ki Iza'nın ağzından çıkan "annem! Baba! " feryadı çok şey anlatıyor, dikkat.
Iza'nın ŞarkısıMagda Szabo