"GÖLGESİZLER "
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mart 2020 20:43
Yazar 1958 Denizli Çal doğumlu. Öykü ve roman yazarlığını aynı anda yürütüyor. Hasan Ali Toptaş, Türk Edebiyatı 'nın Kafka'sı olarak kabul ediliyor. Kendisinin Türkiye'nin en iyi Kafka koleksiyoncusu olduğu söylenir. Toptaş bu romanıyla 1994 Yunus Nadi ödülünü almış. Ve kitabın aynı adla filmi yapılmış olup Candan Erçetin bu film için ilk kez bir film müziği yapmıştır. Hatta bu filmin çok kısa bir bölümünde kendisine ve yazara da yer verilmiştir. Yazarın olay örgüsüne önem vermediği kitapta gayet anlaşılır bir biçimde yer etmiş. Romandaki köyde yaşayan insanların karakterlerinde bazı ortak özellikler göze çarpıyor. Olaylara karşı sessiz kalma, kimliksizleşme, düşündüğünü savunamama, kendini ifade etme korkusu, var olma çabasını sürdürememe, kadın istismarı ve töre gibi sorunlar çoğunun karakterine işlemiş durumda. Romanın tamamı boyunca semboller görüyoruz. Birçok ana düşünce sembollerle verilmeye çalışılmış. Cennet'in oğlunun delirdikten sonra sık sık kullandığı "Kar neden yağar, kar" cümlesi örneğin. Kar bütün izleri kapatır ya da en ufak bir iz bile karda belli olur. Ama yağmaya devam ettiği sürece o iz yine kapanır. Belki karda yürüyüp izini belli etmemek sözü ile de roman karakterleri arasında bir bağlantı kurulabilir. Belki de romanda verilmeye çalışılan; gerçek hayatta hep bazı olayların gölgesinde yaşıyoruz, bazı kişilerin gölgesinde kalıyoruz, var olmayan şeyleri varmış gibi kabul ediyoruz. Hayatımızı buna göre şekillendiriyoruz ve sonra bir bakıyoruz ki aslında o bizim hayalimiz, varsayılanımız. Bütün yaşadıklarımız da o kurgunun etrafında ağlanmış vaziyette. Eğer biz kurguyu öyle kurmazsak hayat belki daha farklı şekillenecek. Roman belki bize bunu sorgulatmaya çalışıyor. Dil, çok basit ve sade ama üst kurgu çok ağır bastığı için sürekli olarak mekânı canlandırmak ve kişilerin tepkilerini görmek için çabalıyorsunuz. İçinizden bir ses sizi hep tahmin etmeye sürüklüyor. Tahmininiz ne olursa olsun mutlaka bir yerde asılı kalıyor. Kurguda öyle bir şey var ki düşünüyorsunuz, " Bu yer gerçekten var mı? Bu kişi gerçekten anlatılanı birebir yaşamış mı? Yoksa bu da bir üst kurgu mu? Hatta bazı mekânların aslında varolmadığını anlıyorsunuz. Böyle olunca da romanın gidişatı hakkında bir tahminde bulunamuyorsunuz. Mekân sıçrayışları ime birlikte birbiriyle bağlantısız görünen olayların arasında buluyorsunuz kendinizi. İsmi ve tam olarak nerede olduğu belirtilmeyen bir köyde bir dizi kayboluşlar meydana geliyor. Ve aslında bütün olay örgüsü bu kayboluşlar etrafında tamamlanıyor. Kitap boyunca bir anlatıcı var. Anlatıcımız bölümler arasında hem olayı anlatıyor hem de kendi iç sesinden bir şeyler katıyor. Biz de böylece gölgeler arasında kaybolmaya başlıyoruz. Olaylar da birbirini takip etmiyor mekânlar da. Başta direniyorsunuz bağlantı kurmak için. Sonra olanı olduğu gibi okumaya alışıyorsunuz. Hayat gibi yani. Bu, benim Hasan Ali Toptaş 'tan okuduğum ilk kitap ve yazarı benim gözümde kaf dağına çıkaran nokta bize bir roman yazma sürecini gösteriyor olmasını hissetmemdi. Bence okuyun çünkü biz de gerçek hayatta bazı olayların, kişilerin gölgesinde kalıyoruz. Var olmayan şeyleri varmış gibi yaşıyoruz. Hayatımız buna göre şekilleniyor. Eğer biz kurguyu böyle kurmazsak hayat belki daha farklı şekillenecek. Roman bize aslında bunu sorgulatmaya çalışıyor.
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202014,1bin okunma
·
19 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.