·211 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Ocak 2020 20:33 Orhan Pamuk’tan okuduğum ilk kitap “Kırmızı saçlı kadın” kitabı. Bu kitapla Orhan Pamuk’u tanımak bana diğer kitaplarını da okuma isteği ve merakını uyandırdı.
Hikaye Cem’in babasının siyasi fikirleri dolayısıyla evini terk etmesiyle başlıyor. Cem üniversite sınavına hazırlanmak (yazar olmayı istiyor ama yaşadığı olaylar onu jeoloji mühendisi olduruyor) için yazılacağı dershanenin masraflarını karşılamak adına kuyucu Mahmut Usta’nın çırağı olarak işe başlıyor. Onunla birlikte Öngören’e bir kuyu kazmak ve koşulları zorlu bir araziden su çıkarmak için gidiyor. Ustasıyla görmediği baba-oğul ilişkisini sevgisini tamamlamaya çalışıyor.
Ustanın anlattığı batının efsanelerinden biri olan Sophokles’in kral Oidipus’u (babayı öldürmek) ve dogunun efsanelerinden biri olan Firdevsi’nin Rüstem ve Sührab (oğulu öldürmek) kırmızı saçlı kadın adlı kitabın ana konularını oluşturuyor.
Kitap üç bölüme ayrılıyor ve biz okurlar son bölüme kadar olayları Cem’in ağzından okuduğumuzu sanıyoruz ama son bölümde anlatılan olaylar bizleri şaşırtarak aslında Cem karakterinden okumadığımızı açığa çıkartıyor.
“Sizin saçınızın kırmızısı doğuştan, benimki ise kendi kararım” peki bu cümleyi söyleyen ve kitabada ismini veren karakterimize ne demeli!!
Cem’in bu karaktere aşık olaması ve bu karakterle ustasından dinlediği, tiyatroda izlediği efsanelerin yıllar sonra kendi başına gelmesi gibi ilginç tesadüflere dayanıyor olması beni şaşırttı ve etkiledi.
Kitaba ilk başladığımda hikayenin bu şekilde farklılaşacağını, efsanelere yer vereceğini ve Cem’in de efsaneleşeceğini hiç tahmin edememiştim.