Varoluş,özden önce gelir.
10/10
·123 syf.··
Beğendi
·
2020 20. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mart 2020 20:33
Varoluşçuluk Bir İnsancılıktır adlı kitap, Fransız yazar ve filozof, Jean Paul Sartre'ın 1946'da "Club Maintenant"da verdiği bir konferansın metnidir. Aynı yıl yayımlanmıştır. Konferans, o sıralar Fransa ve Avrupa'da büyük bir yankı yaratmış olan varoluşçuluğu kısaca açıklamak, ona ilişkin bazı yanlış anlamaları ve önyargıları düzeltmek, sataşmaları göğüslemek amacını gütmektedir. Çünkü Marksçılar varoluşçuluğu eylemsizlik ve öznelcilikle, Katoliklerse kötümserlik ve bireycilikle suçlamaktadırlar. Varoluşçuluk'un iki kanadı vardır : Birincisi Marcel,Jaspers gibi Hristiyan Varoluscularin kanadı ; ikincisi ise Sartre, Heidegger gibi Tanritanimaz Varolusçularin kanadidir. Her ikisi de temelde "Varoluş, özden once gelir ." fikrini savunur. Bu fikir klasik 17. yy felsefesinin tam tersidir. 17. yy klasik felsefesi önce Öz'ün ardından varoluşun gerçekleştiğini iddia eder. Yani örneğin tanrıyı bir zanaatkâra benzetirsek bu zanaatkâr bir kagitkesecegi nesnesi ortaya cikaracaksa önce bu nesnenin ne işe yarayacagini, niteliklerini, tekniklerini özünü belirler ; sonradan bu kagitkesecegini(varoluşu) oluşturur der. Bu 17. yy klasik felsefecilerin öz varoluştan önce gelir fikrine güzel bir örnektir. Ama Sartre varolusçuluguna göre; İlkin insan vardır; yani insan önce dünyaya gelir, var olur, ondan sonra tanımlanıp belirlenir, özünü ortaya çıkarır.İnsan varolmadan önce tanımlanamaz belirlenemez der. Bu da istemsiz olarak tanrisizlik sonucunu doğurur. Sartre 'a göre insan , kendisini nasıl yaparsa öyle olur.İnsan var olur önce. Bir geleceğe doğru atılan ve bu atılışın bilincine varan bir varlık olarak ortaya çıkar. Bir yosun, bir karnabahar ya da çürümüş bir nesne değildir o; öznel olarak kendini yaşayan bir tasarıdır. Bu tasarıdan önce anılacak hiçbir şey yoktur der. İnsan nasıl olmayı tasarlarsa öyle olacaktır. İnsan bütün insanları seçerken aslında kendisini de seçer. Yani bireysel edimlerimizin bütün insanlığı bağladığı görüşünü savunur. "İnsanlık bunaltidir !" diyerek insanın tümel olandan, toplumdan kacamadigi için iç sıkıntısı çektigini ve bunaltiyi bizi harekete götüren edimlerimizin parcasi olarak gördugunu savunur. İşte burda bence Sartre 'in felsefesinin yalnız bireyi kapsamadigini görürüz. Dostoyevski'nin " Tanrı olmasaydi her şey mübah olurdu " sözü varolusçulugun çıkış noktasıdır. Tanrı olmasaydi yani kadercilik olmazdı kişi özgür olurdu... Sartre burdan hareketle "İnsan özgür olmaya mahkumdur "diyor. Varoluşçuluk, iyimser bir ögretidir.İnsanin kaderi kendi elindedir.Umudun ancak eylemde bulunduğunu ,kişiyi yaşatacak tek şeyin edimleri olduğunu öne sürer.Yani varoluşçuluk bir miskinlik felsefesi değildir. Varoluşçuluk'un çıkış noktası bireyin öznelligidir. Eserden bunca şeyi anlamış olmam elbette ki Asım Bezirci'nin anlaşılır bir dille bu eseri Türkçe'ye cevirmesidir.
VaroluşçulukJean-Paul Sartre · Say Yayınları · 20173,866 okunma
·
36 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.