Uzun zamandır bu kadar etkili bir biyografi okumamıştım. Suat Derviş, Türkiye'nin ilk kadın gazetecisi. Lozan mütarekelerine katılan heyette gazeteci olarak yer almıştı. Aslında bundan daha fazlasıymış. Nazım'ın '' başını eğemedim, gölgesini çiğnedim. '' diye şiirler yazdığı platonik aşkı. Fosforlu Cevriye'nin onun kaleminden çıktığını bile duymamıştım şimdiye kadar. Oysa bu romandaki karakteri, hayatının aşkı Reşat Fuat Baraner'den esinlenerek yazmış. Ülkesi için en iyiyi isteyen aydınların gördüğü eziyetten fazlasıyla nasibini almış: iki büyük aydın insan.. Reşat Fuat, Mustafa Kemal'in teyzesinin oğlu. İstese Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte makam, mevkii her şey ayaklarının altına serilirdi. Lakin o kararlı duruşu eğilmez başıyla düşüncelerini savundu ve yıllarca siyasi suçlu olarak geçirdi hayatını işkencelerle köhne hapis köşelerinde. Osmanlı'nın yıkılmasıyla Kurtuluş savaşından galip çıkan bi ülkenin 2. Dünya Savaşı ve sonrasında soğuk savaşın getirdiği kutuplaşmalarla kapitalizmin ve sosyalizmin etkisinde yer alan aydınların verdiği bu mücadele daha iyi nasıl anlatılırdı bilemiyorum. Kalemine sağlık Osman Balcıgil. Ve Suat Dervişi asla unutmuyacam çünkü hayatımda artık bambaşka bi yeri var an itibariyle bunun için sana çok teşekkür ederim. Osman Balcıgil :)