BOZKURTLARIN ÖLÜMÜ/HÜSEYİN NİHAL ATSIZ
Ne kadar T.Özakman gibi 50 küsür yılını feda etmesede ömründen maximum 9 yılını feda eder Atsız.Yazarların kaderimi budur pek çözemedim lakin güzel ağaçlar yetiştirmek elbette zaman alır güzel meyve verebilmesi için.Belkide onların ömür feda etmesi bizim şuan okuyup yazıyor olmasıyla alakalıdır.
Kitap Gök Türkler ve Çinliler arasındaki savaştan bahsediyor.Gök Türkler savaş yaptıkça ve boylarda birleştikçe zenginleşir ve bir olurlar.Lakin Çin boş durmaz.Gerek kendi hatunlarını bizim Gök Türk erkeklerini baştan çıkarması ile görevlendirirler gerekse ajan koyarak haber almak isterler.Bu savaş çoktan başlamış olur.Ve bir gün plan yapıp Çin Hanını basmaya karar verirler ve umulmadık bir şeyle karşılaşıp yenilgiye uğrarlar.Böylelikle ölümler artar.Kayıpların bol olduğu kanların döküldüğü bir savaş olur.Ama Çinliler bilmiyorlarki her yenilginin altında hırs, başarı ve öfke yatar.Bunu da 2.Kitapta anlatıyor yazar.
BOZKURTLAR DİRİLİYOR/HÜSEYİN NİHAL ATSIZ
Muhteşem bir kahramanlık ve içerisinde geçen hüsranlıkla dolu bir aşkın öyküsü.O kadar tat aldım ki bu kitaptan ilk başta düşüncelerimle biraz önyargılı davranmış olabilirim ama okuduktan sonra tamamen ön yargılarımı kırmış durumdayım.Ve Atsız'a da burdan teşekkür ederim kaleminin bu kadar hoş olup biz okurlarda iz bıraktığı için.Gayet anlaşılır, hissedilir sonrada rahatla yudumlanıp sindirilen bir kitap.
1. Kitabın devamı.Kür Şad'ın soyunun yani oğlu Urungu ve onun oğlu Taçam, Pars ve çocukları baş kahramanlar olmak üzere, Dokuz Oğuzlara savaş açan Gök Türkler, savaşı kazanır ve eski gücüne kavuşur tekrar dirilirler.Fakat bu direnişi görmek Urunguya nasip olmaz.Bunca zaman hiç gülmeyen, annesine söz verdiği için herkesten Tegin olduğunu saklayan Urungu, Dokuz Oğuzların başındaki Ay Hanımına sevdalanır.Ve savaşın sonuna doğru anca otağına yetişip karşılaştığı manzaraya bir türlü inanamayıp Ay Hanımı kucaklayıp sonra da kılıcını evladına teslim edip evladını,ordusunu,sevdiklerini geride bırakıp kollarında sevdiği, ve onları götüren sevdiğinin atıyla birlikte birlikte ölüm uçurumuna gider ve oradan atlayıp uçmağa varırlar.Bu sahne "M.Raufun Eylül adlı kitabındaki Suadın ateşler arasında olduğunu görüp hiç tereddüt etmeden alevlere atlayan Necibi hatırlattı bana".Yani bu dünyada kavuşamayan iki aşıklar ahirette kavuşmaya yol alırlar.Ve bunun acısını yaşayamadan son nefesinde "Bazen yanlış bir davranış büyük sonuçlar doğurabilir ve hayatın akışını,tamamiyle tersine çevirir. Ondan sonra da ölüme kadar yanıp yakılmak fayda etmez.." (S.583) diyerek son kez öğüt veren Pars da uçmağa varır.Bu sözlerinde haklılık payı olduğunu düşünüyorum.Dikkatli davranırsak onunda üstesinden gelebileceğimize inanıyorum. Ne kadar savaşı kazanıp dirilselerde manevi olarak çöküşteydiler.Kitapta şöyle bir soruyla karşılaştım: Sevgi mi üstündür, öç mü? Bence benim cevabımda Deli Ersegünün davranışı olurdu.Yani şöyleki Deli Ersegün babasının öcünü almaya karar verir. Araştırıp öldüreni bulur ve o kişide hiç tanımadığı Ay Hanım çıkar. Ne pahasına olursa olsun öcünü almaya gider.Ve karşılaştıklarında hayran kalıp ne kadar babasının öcünü alamadığı için utançtan yerin dibine girsede yinede hayranlığının sevgiye dönüştüğünü görüp sevgisinin üstün geldiğini fark edip onun peşinden koşmaya başlar lakin tabii başaramaz.Çünkü Ay Hanımın gönlünü Urunguya kaptırır.
Şöylede bitirmek istiyorum.İlk başta da dediğim gibi aşkın savaşla birlikte hüzün tarafı anlatılıyor.Ve burdandan Aşk dediğimiz kavramın kavuşamamak olduğunu bir kez daha ispatlamış oluyor bize yazar.
31.03.2020
Sayfa Sayısı:584
Nisa Yıldız