10/10
·48 syf.··
2020 15. kitabı
"Bu utanç verici gösteriyi izliyoruz, borçlar ve suçlar altında ezilmiş kişiler suçsuz ilan ediliyor; buna karşılık, onurun ta kendisi, yaşamı lekesiz bir adam cezalandırılıyor. Bir toplum bu noktaya geldiği zaman, artık çürümeye başlamış demektir. Suçladığım insanlara gelince: onları tanımıyorum, hiçbir zaman görmedim, kendilerine ne hıncım var ne de kinim. Benim için önemsiz varlıklar, toplumsal kötülük ruhlarından başka bir şey değiller. Burada yerine getirdiğim edimse, gerçeğin ve adaletin patlamasını çabuklaştırmak için başvurduğum devrimsel bir yol yalnızca." (Émile Zola) Merhabalar sevgili kitap dostlarım. Umarım hepiniz iyisinizdir. Öncelikle hepinize sağlıklı günler diliyorum. Ve ülkemiz-dünyamız adına "sosyal izolasyon" için #evdekal sloganının vahim realitesini hatırlatmak istiyorum. Lütfen kendiniz, aileniz, ülkemiz ve dünyamız için #evdekal (ın olur mu ) Bugün sizlere Zola'nın âdil-güçlü kaleminden dökülmüş ve "Dreyfus Davası"nın seyrini-kaderini değiştiren "Suçluyorum" haklı isyân metnini dilim döndüğünce, kelimelerim yettiğince anlatmaya çalışacağım. (Öncelikle, üzülerek bu olayın gerçek bir olay olduğunu belirtmek istiyorum.) Olay, Paris’teki Alman Askerî Ataşesi Schwartzkoppen’in kâğıt sepetinde gizli belgelerin gönderildiğini bildiren ve içinde hesap dökümü bulunan bir mektubun bulunmasıyla baş gösterir. Kendi içlerinde bir hain olduğuna ihtimal (!) vermeyenlere acîlen bir günah keçisi gereklidir. Peki bu günah keçisi kimdir? Elbette ki mektuptaki yazıya yazısı benzetilen Yüzbaşı Dreyfus'ün ta kendisidir, üstelik o bir yahudidir! Yüzeysel bir yargılama yapılır ve Yüzbaşı Dreyfus haksız yere mahkûm edilir. Defalarca görülen davada gerçek suçlu ise beraat etmiştir. Vicdanlı senato başkanı Kestner, Dreyfus'ün mâsum olduğuna inanır ve düşüncelerini senatoya iletir. Ortada büyük bir haksızlık vardır ve her erdemli vatandaş buna karşı gelmelidir. Fakat hiç de öyle olmaz, aksine olay daha da karmaşık bir hâle gelir. Başkan, son çare olarak Zola ile iletişime geçerek, elindeki çok gizli belgeleri ona gösterir. Zola inceler ve Dreyfus'ün gerçekten de suçsuz olduğuna kanâat getirir. Ve kaleminin gücünü kullanarak "Suçluyorum" başlıklı açık mektubunu yazıp, asıl suçluları suçlamaya başlar. Dreyfus Davası, neredeyse tüm yurtdaşları taraf belirlemek zorunda bırakmış, etkileri hukuktan yazın camiasına hemen her alanda, hem de yıllarca sürmüş bir davanın, bir onur-hak-hukuk mücadelesinin, hem onurlu hem de dehşet verici örneğidir. Aynı zamanda Avrupa'daki "sinsi" antisemitizmi (yahudi düşmanlığını) gün yüzüne çıkaran bu olay, kuvvetler ayrılığının olduğu ülkelerde yasama-yürütme-yargı'dan sonra "dördüncü kuvvet" sayılan "medya"nın gücü kullanılarak, başta Zola olmak üzere ~gerçek aydın~ların davasıdır. Ez cümle: Bu onurlu aydın isyânını okurken ki hissettiğim duyguları sizlerle de paylaşmak istiyorum. Açıkçası haksız yere casuslukla suçlanan Dreyfus'ün haline mi üzülsem, doğru söylediği için dokuz köyden kovulan, dava edilen ve en sonunda da Dreyfus alehtarlarının kiniyle canından edilen Émile Zola'nın durumuna mı üzülsem, yoksa tuzun koktuğu fakat kokudan rahatsız olmayanların çoğunlukta olduğu çürümüş ruhlara mı isyân edip üzülsem(?!), bilemedim... Naçizane tavsiyem, 'Devlet'e ve 'derin devlet'e açılmış bu aydın savaşını mutlaka okuyun derim. #dipçem Kendisine destek veren bin beş yüz sanatçı, ressam, düşünür, bilim adamı mektubun altına imzalarını atmış, mektup, Zola’nın mektubu olmaktan çıkmıştır. Tarihte "Fransız Aydınlar Dilekçesi" olarak geçer. Her şeyden evvel davanın önemi siyasî, hukukî, askerî, edebî ve entelektüel sonuçlarının olmasından kaynaklanmaktadır. Dereyfus ve Zola’yı destekleyenler arasında; Anatole France, Proust, Durkheim ve Gide gibi aydınlar da vardır. Emile Zola'nın Dreyfus Davası kitabının ülkemizde ilk kez yayınlanmasını sağlayan, merhum Celal Bayar Kayseri Cezaevi’nde tuttuğu günlüğüne şunları kaydeder: "Dreyfus Davasını tedkik için kitap ısmarladım. İftira ve mahkeme yönünden bizimkine çok benzemektedir. Fransız Milleti bu adaletsizliği tamir etmiştir. Bizde henüz milli vicdan haksız hükümeti hazmetmemekle beraber tamiri için maddi bir gayret göstermemiştir. Meselâ bir Emile Zola, bir Clemenceau çıkmamıştır." (Celal Bayar, Kayseri Cezaevi Günlüğü, sh.69) Dreyfus Davası aynı zamanda Emile Zola'nın, bütün dünyaya "aydın" olmanın aslında ne demek olduğunu göstermesinin hikâyesidir. Aslında söylenecek daha onlarca mühim şey var fakat ne yazsam eksik kalacak gibi hissediyorum ve burada bitiriyorum. Kitap, sağlık ve sevgiyle &&
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20195,9bin okunma
·
26 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İncelemeniz için teşekkür ederim, kaleminize sağlık. Temelinde birçok şey anlatan güzel bir kitabıdır Emile Zola'nın. Tekrar okumayı düşünüyorum.