Ölüler evi
10/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2020 12:19
Çar I. Nikola’nın baskıcı yönetimine karşı duran dönemin aydınları arasında Dostoyevski’de vardır. Haftalık siyasi toplantılara katılır, propaganda amaçlı çalışmalarda yer alır. Bir baskın sonucu 1849 yılında grubun üyeleri tutuklanır. Uzun müddet süren soruşturma neticesinde Dostoyevski ve arkadaşları kurşuna dizilme cezasına çarptırılır. Tam kurşuna dizilmek üzereyken gelen Çar imzalı fermanla cezası Sibirya sürgününe çevrilir. 4 yıl kürek cezası ve 4 yıl zorunlu askerlik cezasını çekmek için Omsk ceza evine yani kendi tabiriyle “Ölüler Evine” yollanır. Dostoyevski’nin sürgün anılarını kaleme aldığı otobiyografik bir eser. Yazar anılarını Aleksandr Petroviç Goryançikov karakteri üzerinden anlatmış. Anlatımı detaylı, okuması akıcı bir kitap, fakat hapishane hayatının ve Rusya’nın dört bir yanından sürgüne gelmiş farklı etnisitedeki mahkumların yaşamlarını dehşet içinde okuyorsunuz. Örneğin; mahkumların, kendilerine verilen yüzlerce adet sopa cezasını çekmemek için daha büyük suçlar işleyip yeniden yargılanma ile cezalarını erteletmeye çalışması kitabın en etkileyici bölümleri arasındaydı. Çok çarpıcı karakterler var, hepsi enfes betimlenmiş. Yazarın gözlem yeteneğine hayran olmamak elde değil. Kitabın 62. sayfasında, işlenen suçun nedenine göre suçluya ceza verilmesinden bahseder. Namusunu, şehvet düşkünü bir ırz düşmanından korumak için katil olan ile; serserilik, eşkıyalık yapmak için katil olan iki kişinin aynı sürgüne gönderilmesine, verilen cezaların farklı olmasına rağmen isyan eder. Çünkü namuslu insan namuslu yaşıyordur, kötü koşullara alışkın değildir, diğeri serseri olduğu için sürgünde kendini yabancı hissetmez. Namuslu mum gibi eriyip yok olurken serseri kendisine neşeli arkadaşlar bulup, büyük bir vurdumduymazlık içinde yaşamaya devam etmektedir. Mesela bir mahkum vicdanlı, insaflı birisidir, işlediği suçun cezasını vicdanıyla da çekmekte iken, yanındaki ise bir defa olsun işlediği suçu aklına bile getirmez İşte kitabın 62. Sayfasında yer alan bu paragraf bence “Suç ve Ceza”nın özünü oluşturan paragraftır. Zaten Ölüler Evinden Anılar 1862’de yayımlanmış, Suç ve Ceza ise 4 yıl sonra 1866’da… "Hep aynı, hep birbirine benzeyen günler" “Hiç tanımadığınız birinin gülüşü daha ilk karşılaşmanızda hoşunuza giderse, karşınızdakinin iyi bir adam olduğundan tereddüt etmeyiniz.” "Bazı günler koğuşumuzun merdiveni başında oturup işten dönen ve hapishane avlusuyla mutfak arasında ağır ağır gidip gelen mahpusları seyrederken, “Ölü bir ev” diye düşünürdüm." "İnsanlar, bütün insanlar gibi yaşarlardı. Ama duvarın bu yanındakiler için o dünya yalnızca bir masaldı."
1000Kitap
Ölüler Evinden AnılarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,6bin okunma
·
10 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.