Öncelikle her türden kitabı okurum fakat esas amacımın inceleme ve konu üzerinde hâkimiyet kurma olduğunu belirtmek isterim.
Ve bir dipnot daha geçmek isterim ki Nietsche gibi bir çok yazar için de yapılması gerektiğine inancım sonsuz;
Bir kitaba başlamadan evvel kitabın yazarının hayat hikayesi hakkında kısa bir araştırma yapmak o kitap ve yazarın diğer kitapları hakkında bir adım önde olmanıza sebebiyet verir.
Nietzsche gibi bir çok batı filozofu için yazılacak ve söylenecek çok şey var.! Fakat ışığın kendi medeniyetimizde olduğunu bildiğimizden üzerinde çok fazla inceleme yapmak zaman kaybı olur.
Bu incelemeyi yazmama sebebiyet veren asıl mevzu ise kitap içerisinde denk geldiğim aşağıdaki bölümdür;
Dikkatlice okuyunuz....
".....Laf aramızda, bunlar daha erkek bile değildirler... (Hristiyanlığı kastediyor)
Müslümanlık, Hristiyanlığı horgörüyorsa, bin kez haklıdır: Müslümanlık erkekleri varsayar...
60.
Hristiyanlık bizi antik kültürün mirasından etti, daha sonra da, bir kez daha, Müslüman
kültürün mirasından etti. İspanya'nın harika Mağribi kültür dünyası, bizim için, temelde, Roma ve
Yunanistan'dan daha akraba, bizim duyum ve beğenimize daha yakın olan bu dünya, ayaklar
altında ezildi (—bunların ne tür ayaklar olduğunu söylemeyeceğim—), niye? Çünkü soylu, erkekçe
içgüdülerden kaynaklanıyordu, çünkü yaşama Evet diyordu; hem de Magrib yaşamının nadide ve
rafine hoşluklarıyla!... Sonradan Haçlılar, önünde toza toprağa yatmaları onlara daha yaraşacak
birşeyle savaştılar —bir kültürle, ki, daha bizim ondokuzuncu yüzyılımız bile onun karşısında pek
fukara, pek «geç» kalsa gerek. —Tabiî, istedikleri, talandı : Doğu, zengindi... Yansız olalım en
azından! Haçlı Seferleri —yüksek bir korsanlık, başka birşey değil! —Alman asilzadeliği, temelde
Viking'ce olan bu asilzadelik, burada tam ortamını buldu: Kilise gayet iyi biliyordu Alman
asilzadeliğinin ne işe yaradığını... Alman asilzadeleri, Kilise'nin «İsviçreli» bekçileri, Kilise'nin
bütün kötü içgüdülerinin hizmetinde hep, —ama işin parası iyi...Kilise'nin yeryüzündeki bütün
soyluluklara karşı ölümüne savaşını tam da Alman kılıçlarının, Alman kanı ve cesaretinin
yardımıyla yürütmüş olması! Bu noktada bir sürü nahoş soru çıkıyor ortaya. Alman asilzadeliği
yüksek kültürün tarihinde hemen hiçbir varlık göstermez: nedeni sezinleniyor... Hristiyanlık, alkol
—yozlaşmanın iki büyük aracı... Kendi başına alındığında, Müslümanlık ile Hristiyanlık arasında
bir seçim yapmak söz konusu bile değil, tıpkı bir Arap ile bir Yahudi arasındaki seçim gibi. Karar
kendiliğinden verilir: burada seçmek, kimsenin elinde değildir. Kişi ya bir şandalsı'dır, ya da
değildir... «Roma'yla bıçak bıçağa savaş! Müslümanlıkla barış, dostluk» : bu duyguyu duydu, öyle
de yaptı, o büyük özgür tinli, Alman Kaiser'leri arasındaki o deha, İkinci Friedrich. Ne yani? bir
Alman ilkin deha, ilkin özgür tinli mi olmak zorunda, dürüst duygular duyabilmek için? —Bir
Alman'ın nasıl olup da Hristiyanc'a duygular duyabileceğini ise hiç kavrayamıyorum...
Deccal (sf.43) Nietche