·303 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Nisan 2020 02:01 Bu kitabı, kitapta geçen bir olayın benzeri niteliğinde başka bir olayın içerisinde bulunaraktan okumak, okuyan herkes için daha büyük bir anlam ifade etti. Gerçek bir salgının içerisinde bulunulan süreçte salgın konulu bir kitap okumak ciddi ölçüde bir mantık ve empati geliştirdi bizlerde fikrimce. Fakat bu kitabı böyle bir süreçte bulunmayaraktan okusaydım bile şu anki gelişime yakın bir gelişim gözlemlerdim kendimde. Kitaptaki karakterlerin bu denli derinlemesine betimlenmeleri ve yine aynı derinlikte psikolojin analizlerinin yapılması, insana olağanüstü geliyor ve bu durum beni Albert Camus'ye bir daha hayran bırakıyor. Bahsetmeden edemeyeceğim ki kitaptaki birçok karakter Albert Camus'nün varoluşçuluğundan buram buram kokuyordu. Bu kitap olay odaklılığından çok empatiye teşvikleri ve psikolojik analizleriyle kendini gösteriyordu ki bu nedenle kitapta çok fazla önemli kısım oluşundan ve benim de bu önemli kısımları ünlü sarı fosforlu kalemimle çizmemi kendime şart koşmamdan kaynaklı harcadığım uzun zamanlar çoğu kez sıkılmama neden oldu. Buradaki suç bendeydi, önemli kısımları belirtme alışkanlığımda. Kitapta bir sorun yoktu ve fazlasıyla kusursuzluk vardı. Bunca önemli kısım oluşundan kaynaklı bu kısımları belirtme işinde kullandığım yeni sarı fosforlu kalemim kitabın sonunda tükendi. Bu da fosforlu sarı rengin baştaki canlılığından sondaki solgunluğu arasındaki tonları görmeme olanak sağladı. Kalemimin içindeki mürekkebin tükenmemesi için yalvardım ve beni yüzüstü bırakmadı. Ayrıca kitapta beni istemsizce empati yapmaya teşvik eden bölümler oldu ve bu bölümler fazlasıyla duygulanmamdan ötürü gözlerimin sulanmasına ve birkaç dakika görüşümün olanaksızlaşmasına sebebiyet verdi. Bu arada kitabın anlatım dilinde duruluk ve şiirsellik hakimdi. Etkileyici bir sadelikle kaleme alınmıştı. Kesinlikle okunması gereken fevkalâde bir kitaptı. Teşekkürler Albert Camus. Merci.