·176 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Nisan 2020 12:13 Gorki, hayat üniversitesinin içinden geçer. Önceki iki özyaşam öyküsü romanındaki doğal, kırsal dünya, burada yerini kentin izbe, içindeki hayatlar gibi yıkık dökük, ama ayakta duran binalarına bırakır. Yazar bizi, ara sıra yorum kattığı bir belgesel sinema tekniğiyle farklı toplumsal katmanları temsil eden renkli tiplerin, karakterlerin dünyasından geçirirken, ‘hayat üniversitesinden mezun oluşunun’ da ipuçlarını verir
Gorki’nin üniversiteleri, ona kendi hayatlarının acımasız gerçekliğini öğreten gerçek insanlardır.Toplum dışına itilmiş yersiz yurtsuz aylaklar ve serserilerdir.Açlığı, zulmü ve baskıyı; devlet ve kiliseyle ilişkilerini sorgulayan devrimcilerdi.Kürek mahkûmları gibi sürekli çalışan, hayatlarını aklın rehberliğinde yaşamak isteyenlere düşman olan mujiklerdir.
Hayatın onu sürüklediği her noktayı üniversite olarak değerlendirmiş olan yazar, yer yer üzüyor yer yer öfkelendiriyor doğrusu. Sadece içinizin burukluğunu giderebilen bir şey varsa o da yazarın bitmek tükenmek bilmeyen kitap sevgisi. Bunların yanı sıra o dönemlerde Rusya'da yaşanan fikir ayrılıklarına değinirken politik atmosferi de soluma imkanı buluyoruz.
Kitabı bitirdikten ve yazarın hayatı hakkında bilgi sahibi olduktan sonra neden kendine "Gorki" Rusça'da "acı" anlamına gelen bir takma isim seçtiğini anlayabiliyorsunuz.
Okunması gereken hatta üzerinde düşünülmesi gereken bir kitap kesinlikle herkese tavsiye ederim. İyi okumalar