Hosseini ile yıllar önce Uçurtma Avcısı kitabıyla tanışmıştım. O kadar çok beğenmiştim ki o kitabı aklımda hep bu kitabı okumak vardı ve sonunda okudum. Yine inanılmaz bir olay akışı, beklenmedik durumlar ve yürek yakan olaylara şahit oldum. Savaşın acı gerçekleriyle birlikte iki çocuk gelinin yaşadıklarını gözler önüne seren yazar, ‘kadın’ kavramına da değinmiş. Kadın... kadın olmak ne zor şu coğrafyada. Daha ilk sayfalarda Nana’nın bir sözü tokat gibi çarpıyor: “Pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima, mutlaka bir kadını gösterir. Her zaman. Bunu hiç unutma, Meryem.”
Kadın olmaktan ziyade bir savaşta kadın olmanın zorluğunu görüyoruz aslında. Okudukça da halimize şükrediyoruz. Dini bahanelerle kadının başına gelenler... Gerçi yıllar, asırlar geçse de değişmeyen tek gerçek, kadına verilen değer. 2 çocuk gelinin hayatını bir yumru oturuyor boğazımıza.Birçok ders çıkarmamız gerekiyor bu kitaplardaki konulardan. Afganistan dahil birçok ilimden-bilimden uzaklaşmak isteyen, dini istismar eden ülkelerin karanlıklar içinde kaldığını görmek mümkün. Kitabın bir bölümünde Raşit peygamberimizin de eşiyle birlikte olduğunu ve bundan utanmaması gerektiğini söylüyordu Meryem’e. Peygamberimizin eşine iyi davrandığını unutmuş olmalı. Bu sebeple kadın bile değil küçük bir kız çocuğuna ‘mal’ gözüyle bakıyordu.
Genel olarak kitabın konusuna bakacak olursak; Afganistan’da yaşayan iki çocuk gelinin hayatlarının kesişmesini anlatıyor. Meryem daha 15’indeydi babası onu gizli aşkın meyvesi olduğu için 45 yaşındaki Raşit’e eş olarak verdiğinde. Pişman olacak ama nafile... Öğretmen bir babanın kızı olan Leyla, savaşın acı gerçekleriyle yüzleşir ve ailesini kaybeder. Birlikte büyüdüğü Tarık da yoktur artık yanında ve birkaç hafta sonra ölüm haberi gelir. Çaresiz kalan Leyla da daha 14’ündeyken 60’lı yaşlarında olan Raşit’le evlenmek zorunda kalır karnındaki Tarık’ın kızı Azize için. Bu iki küçük kadın için yaşam mücadelesi başlar... Yıllar sonra bir mucize gerçekleşir ve O çıkar gelir uzaklardan. Meryem, başkaldırır artık tüm bu olanlara. Bu son Leyla için gül bahçesi olurken Meryem’e ölüm getirir ama mutlu bir ölüm...