Düşünmeye itiyor bu roman insanı, sorgulamaya itiyor.
Açık bir zihin ve farkındalık ne kadar önemlidir?
Dik bir duruş neden gerekli bu kadar?
Ya toplumsal hafızanın unutkanlık hastalığına ne demeli?
Yönlendirilmiş toplumların zihinleri uyuşuk bireyleriyiz.
...
İnsana en huzur veren yerler hep insanların, medeniyet denilen şeyin ulaşmadığı yerlerdir.
Huzur oradadır, dayanışma oradadır, yeşil oradadır, mavi oradadır, orası gözümüzü kapattığımızda hayal ettiğimiz yerdir.
Medeniyeti götürdüğümüz yerde ise hırs vardır; bizi kendi kanımızın tadında sarhoş eden, bizi öldürecek olan harese.
Bu durumda medeniyet dediğimiz aslında güçlü olanın amaçlarına göre şekillenen bir yapı mıdır?