Bir sahaf da gezerken gözüme çarpmış ve dikkatimi çekmiş bir kitaptı. 70'lerin başından başlayıp 80'lere kadar süren bu aşk hikayesi sayesinde o zamanların İstanbul'u hakkında bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Yazan kalem usta olduğu için klasik bir aşk hikayesinden daha fazlası bu diyebilirsiniz. Kitabı okuduktan 2 ay sonra İstanbul'a gittim ve ilk işim bu müzeyi gezmek oldu. Kitabı içtenlik ve merak içinde okuduğunuzda o evi sokağı gördüğünüz andan beri olaylar gözünüzün önünde tekrar canlanıyor. Bir kadının saçlarını, mendillerini, tokalarını, sigara izmaritlerini saklayacak, onlarda teselli bulacak kadar çok seven bir adamın hikayesi bu.
Hikayemizin baş kahramanı Kemal 'Herkes bilsin çok mutlu bir hayat yaşadım' dese de ona mutluluk veren onu ayakta tutan Füsun'a duyduğu derin aşktı. Zaman geçtiğinde elinize kitabı aldığınızda bile tüm hikaye zihninizde tekrar canlanabiliyor. Orhan Pamuk'un kalemine ve diline aşinaysanız çok rahatlıkla okuyabilirsiniz.
Aşka inancını kaybetmeyenlere, aşk için ve aşkla kendini var edenlere...