·80 syf.····Okunma: 06 Nisan 2020 19:05 “Yaşlanmak, geçmişten artık korku duymuyor olmaktan başka bir şey değil zaten.”
Zweig’in hangi kitabını okursam okuyayım kendimi şaşırmaktan alıkoyamıyorum. Çünkü her defasında bu kadad az sayfalara bu denli yoğun duyguları nasıl sığdırabiliyor anlayamıyorum yalnızca hayranlıkla okuyorum. Aylardır kitaplığımda duran ve okuduğumu sandığım Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat, Henriette’nin kocası ve iki çocuğunu ardında bırakarak genç bir adamla kaçmasıyla başlıyor. Pansiyondakiler bir araya gelerek durum değerlendirmesi yapıyorlar ve Henriette’yi yargılıyorlar. Aralarında biri var ki Henriette’yi yargılamak yerine onu anlamaya çalışıyor. Bunu gören Mrs. C, ona yıllar önceki yaşamış olduğu -unutamadığı- 24 saatini anlatmaya karar veriyor. O 24 saate Mrs. C nice anı, hayal kırıklığı, sevinç, heyecan, korku, utanç, tutku sığdırmış...Sonu keşke böyle bitmeseydi dedim kitabın son sayfasında. Mutlu sonlara alıştık tabii.
Tüm Stefan Zweig okurlarına, onunla yeni tanışmış olacaklara tavsiye ediyorum.
Keyifli okumalar