·154 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Nisan 2020 09:14 1901 yılında yazar bu kitabı yazdıktan sonra Paris'e kaçmış. Bu o dönemde bir insanın düşüncesini söylemesinin ne gibi sonuçlar doğurabilir olacağına bir örnek sanırım. Kafkasya'nın bilinmeyen beldelerinden gelen çocuk denilecek yaşta getirilip köle tüccarlarına satılan kız çocuklarının hazin sonlarını anlatarak başlıyor kitap. Çocuk ve kuş benzetmelerine bayıldım. Oyun, anne kucağı ile tanışamamanın verdiği acı ile köleliğin ne demek olduğunu, sahiplerinin acınası davranışları ile birlikte öğrenen bir kız çocuğu. Bu bölümdeki anlatımlar yüreğinizi burkacak doğallıkta size sevgi merhamet empatisini sunacak.
Ayrıca sevgi mahrumu, sınıf farkı olanların evliliklerini uygun görmediği, batı/statü hayranı bir insanın bir anlık heves zannettiği gerçek aşkı nasıl yok ettiğini ve yalnız mezar hikâyesini, ağlamaklı bir gözle okuyacaksınız. İnsanın en büyük servetinin özgürlük olduğunu bir kez daha bu kitapla yaşayacaksınız. Mutlaka okunmalı. İyi okumalar.