·331 syf.····Okunma: 08 Nisan 2020 10:24 Karar verdim bundan sonra Nobel alması ya da en çok okunanlar listesinde olması kitap seçimimi etkilemeyecek. Zira okuma alışkanlığım ilkokul seviyesinde kalmış olacak ki, somut anlatılardan sıyrılıp altında yatan mesaja odaklanamıyorum. Okuduğum en iğrenç kitaptı. Körlükle pisliğin saçma sapan bir şekilde bağdaştırılması, sürekli etrafa yayılmış dışkı betimlemelerine yer verilmesi, körlerin bir zombi gibi lansedilmesi ister istemez kitaba karşı olumsuz duygular beslememe sebep oldu. Öte yandan uzun paragraflar arasına gizlenmiş diyaloglar, isim yerine "koyu siyah gözlüklü genç kız" gibi upuzun sıfat tamlamaları kullanılması ve kilisedeki gözü bantlı heykel ve resimleri bir sayfa boyunca tek tek sayması gibi yazarın hayal gücünün zenginliğini ortaya koymaktan başka işe yaramayan gereksiz sıkıcı ayrıntılara bolca yer verilmesi beni okurken fazlasıyla yordu. Tüm bunlara rağmen sırf güzel bir son okuma ümidiyle mide bulantıma aldırış etmeden kitabı tamamladım ama sonu da tam bir hayal kırıklığıydı. İlerde dönüp baktığımda kitapla ilgili bilinç altımda kalacak tek şey mide bulantısı olacak sanırım. Zor koşullarda insanların nasıl bencilleşebildiği ya da örgütlenince o zor koşullarla nasıl baş edebildiği gibi sosyal mesajlar maalesef o olumsuz duyguların gölgesinde kalacak. Kim bilir belki de okumak için yanlış zaman seçmişimdir...