·184 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Nisan 2020 14:15 ANNE-BABA VE ÇOCUK
Bu bölümü okuduğumda aslında bir insanla etkileşime geçtiğimizde sadece karşımızdaki bedenen var olan o insanla etkileşimde değil onun, yaşadığı çevre, büyüdüğü ortam, ana-babasının; karakterleri, hayatta ki doygunlukları, bakış açıları ve onların da ebeveynlerinin aynı özellikleri (bu böyle gider) de çocuğun şuan ki haline etkisi olduğunu anlamış oluyorum.
Yani buradan şunu anlıyoruz karşımızdakini sadece bir birey olarak değerlendirmemeliyiz. Kitapta da anlatıldığı üzere bir çocuk büyütürken sadece bir insanı fiziksel olarak yetiştirmiyoruz. Onun zihnine, kişiliğine, korkularına, kendine olan güvenine kadar en hassas özelliklere de bilinçli veyahut bilinçsiz etkilemiş oluyoruz. Çocukken yaşadığımız küçük veya büyük olaylar ileriki yaşantımızda da etkisini -belki de hiç farkedemeyeceğimiz bir halde- gösterecektir.
Aslında kitapta en çok ilgimi çeken anne ve babanın aynı çocuğa hissettiklerinin farlı hatta karşıt olmasıydı. Kendi yetersizlikleri nedeniyle bir takım davranışlar sergilediklerinden çocuklar kendi kişiliklerini bütünleştiremezler.
Kitapta yazar aileleri geleneksel ve çağdaş olarak ikiye ayırmıştır. Bu ailelerin çocuklarının da bir takım farklılıkları vardır. Çocukken oynanan oyunlar çocuğu yetişkin yaşamın etkinliklerine hazırlar.
Çocuğa gerektiği kadar engel, ceza ve gerektiği kadar hoşgörü göstermeliyiz. Aksi takdirde çocukta noksan olan davranışlar görülmesi olası bir durum.
İNSANLARDAN KORKMAK
Çevremizde ki bazı insanlar -belki biz de öyleyizdir- etrafımızdakilerden korkarız. Bu da kendi içimize döndüğümüz de kendimizde gördüğümüz eksikliklerden kaynaklanır. Bazen ise korkaklık çekingenliği de beraberinde getirir. Böyle olduğunda ise örneğin bu kişi bir topluma girdiğinde kendisine etraftakilerin gözüyle bakmaya çalışır. Bu nedenle de sürekli kendinde kusur arar ve insanların kendisini sevmediğini düşünür. Kişi böyle oldukça toplumda kendini tam yansıtamaz ve tam olarak verimlilik alamaz. Bundan ötürü belki de çok iyi anlaşacağı insanları etrafına katamaz. Bu tür duyguları bastırdığımız da ise kendi benliğimizi bir kenara koyup sanki başkasıymış gibi davranırız. Böyle yaparak kendimizi savunmasız bırakıyoruz ve işlerin daha da kötüye gitmesine sebep oluyoruz. Çocukken herkes bir takım kötü şeyler yaşayabilir. Önemli olan bu olumlu veya olumsuz şeyleri hayatımızda açıkça yaşamayı öğrenebilmek. Bu sayede de kendimize yabancılaşmaz ve insanlar bizi gösterdiğimiz gibi değil olduğumuz gibi kabullenmek durumunda kalırlar.