Arka kapak kısmını okumayıp, sayfa sayısına bakmadan okuduğum ilk Z.Livaneli kitabıdır.
Hakkında belki de çok şey yazılabilecek bir eser, lakin fikrimi birkaç cümleyle şöyle beyan etmek istiyorum. Öncelikle kitabın sonunu düşünmeden kendi kendime şu soruyu sorma ihtiyacı duydum; Yaşantın boyunca duyguları göz önünde bulundurarak yapmadığın en güzel şey nedir? Belki de tereddütsüz bu soruya vereceğim en samimi cevap, nakd-i ömrümde hiç bir insanın duygularına ihanet etmedim. Hemde, Dostoyevski'nin ölmeden önce Anna'sına söylediği şu sonsuz sözlerini hatırlayarak; "Anna, unutma ki seni hep coşkuyla, tutkuyla sevdim, seni hiç aldatmadım," düşüncede" bile...
Ve kitabın son noktalarına küçük bir not düşecek olursam. Şunları söylerim.
"Hiç bir şey ne gördüğümüz kadar gerçek, ne de duyduğumuz kadar doğru olur."
Keyifli okumalar diliyorum. Zülfü Livaneli